Doğalgaz Dergisi 132. Sayı (Ocak 2008)

düşerken en fazla artışın doğalgazda yaşandığını görüyoruz. Hızla artmakta olan doğalgazın tüketimdeki payı ilk kez 2000 yılında kömürün payını geçmiştir. Uzmanlar, doğalgazın belirli bir süre sonra petrolü de geçerek hakim enerji kaynağı, yani yeni çağın enerji kaynağı olacağı konusunda hemfikirdirler. Yalnız, doğalgaz endüstrisine baktığımızda, ülkelerin üretim, tüketim ve rezerv arasındaki dengesinin sürdürülebilir olmadığı görülmektedir. Rusya Federasyonu'nun, yüzde 26,6'Iık payla rezervlerde tartışmasız dünya lideri olduğunu söylemek mümkündür. Bununla birlikte Rusya, doğalgaz üretiminde de dünya lideri konumundadır. Bu demektir ki; Rusya, rezerv ve üretim ilişk i sini oldukça doğru bir şekilde kurmuştur. Bu ilişki, Suudi Arabistan'ın petrol rezerv ve üretimi arasında kurduğu doğru ilişkinin bir benzeridir. Amerika Birleşik Devletleri'nin rezervdeki payı ile üretimdeki payı arasında ise bir dengesizlik bulunmaktadır. Oysa dünya kamuoyunda genellikle, ''Amerika Birleşik Devletleri topraklarındaki doğal kaynaklarını az üreterek gelecek için saklar, diğer ülkelerde bittikten sonra devreye sokar" tarzında bir önyargı bulunmaktadır. Rakamlar bu önyargının çok doğru olmadığını gösteriyor zira, ABD günümüzde rezervlerine oranla yaklaşık altı kat daha hızlı tüketim yapmaktadır. Aynı durum AB-25 ülkeleri için de geçerlidir; gördüğünüz gibi AB büyük rezervler sıralamasında yer almamaktadır. Rezervdeki payı yüzde birden daha az olan AB'nin üretimdeki payı yüzde 7 civarındadır. Bütün bunların yanı sıra daha da ilginç olan bir durum ise, rezerv sıralamasında ikinci olan İran ile üçüncü olan Katar'ın, üretim sıralamasında çok aşağılarda bulunmasıdır. Özet olarak, bu tabloyu ayrıntılı bir şekilde inceleyecek olursak; günümüzde büyük miktarlarda doğalgaz üreten ülkelerin, bu durumlarının sürdürülebilir olmadığını görüyoruz. Coğrafi Dengesizlik: Üretimi Arttırma Kapasitesi Dünyadaki rezerv ve üretim oranlarına göre bir hesaplama yaparsak, yani ülkelerin ileride doğalgaz üretimlerini arttırma kapasiteleri nedir diye bakarsak, şöyle bir tabloyla karşılaşıyoruz. Dünyada üretimlerini 1 bcm'den daha fazla arttırma kapasitesi olan 13 ülke bulunmaktadır. Bu ülkelerin başını Katar çekmektedir. Yani Katar'ın şu 60 Doğal Gaz Dergisi 2008 / 132 Enerji Kaynaklarının Toplam İçindeki Payları anki üretimi 43 bcm iken bunu 352 bcm'e kadar çıkarması mümkün görünüyor ama tabii bu hesaplamanın teorik olduğunu unutmamak gerekir. O ülkelerin üretimi artırmak için gerekli altyapı ve sermayesinin, daha da önemlisi buna niyetlerinin olup olmadığına da bakmak gerekir. Biz teorik olarak hangi ülkeler mevcut üretim politikaları gelecekte de sürdürebilir hangileri sürdüremez sorusunun cevabını arıyoruz. Üretimi artırma kapasitesi bulunan ikinci ülke İran, üçüncüsü de Rusya Federasyonu'dur. Burada bizim için önemli olan, tablodaki ülkelerin birçoğunun Ortadoğu ülkeleri olmasıdır. Basit bir açıklamayla; Ortadoğu'daki doğalgaz üretimi şu anda kapasitelerinin çok altındadır ve günümüzde büyük tüketici ülkelere gaz sağlayan Rusya odaklı üretim merkezlerine önümüzdeki yıllarda Ortadoğu'nun da eklenmesi zaruri hale gelecektir. Bu sonucun ne kadar önemli olduğunu dünya tüketim merkezlerindeki güncel durumu incelediğimizde daha iyi anlıyoruz. Dünyada üç ana tüketim merkezi bulunmaktadır; birincisi Avrupa, ikincisi Asya-Pasifik, üçüncüsü ise Kuzey Amerika. 304 milyar metreküp doğalgaz ithalatıyla birinci sırada bulunan Avrupa, ithalatının 120 milyar metreküpünü Rusya'dan, 83 milyar metreküpünü Norveç'ten, 35 milyar metreküpünü de Cezayir'den sağlamaktadır. İkinci büyük tüketici merkezi olan Asya-Pasifik de 126 metreküp doğal gaz ithal ediyor. Bu merkez ithalatının büyük kısmını Endonezya, Malezya ve Avustralya gibi çevre ülkelerden karşılıyor. Üçüncü büyük merkez olan Kuzey Amerika ise 116 milyar metreküplük ithalatının yaklaşık 100 milyar metreküpünün Kanada'dan sağlıyor. Şimdi bu tablodaki ana tedarikçi ülkelere baktığımızda, sadece Rusya Federasyonau ve Nijerya'nın üretimlerini arttırma kapas tesinin olduğunu görüyoruz. Tüketici merkezlerinin en tehlikede olanı -Norveç ve Cezayir'in üretimlerinin sürdürülebilir olmaması nedeniyle-Avrupa'dır. AB'nin yakın bir gelecekte doğa l gaz arzı konusunda sıkıntıya gireceği ortadadır. Doğalgazın Sorunları Bu nedenle, doğalgaza geçişin - petrole geçişte olduğu gibi- hiç de kolay olmayacağı açıktır. Tarih tekerrür ederse, önümüzde yüksek enerji fiyatları ile ekonomik-siyasiçalkantılı bir dönem bizleri beklemektedir. Buna doğalgazın petrolden farklı olan bazı özelliklerini de eklersek durumun ne kadar ciddi olduğu görülecektir. Doğalgazın en önemli sorunlarının başında, üretim ve tüketim merkezlerinin coğrafi dağılımındaki düzensizlik gelmektedir, yani tüketim coğrafyasıyla üretim coğrafyası birbirinden farklıdır. Büyük üreticiler tüketici, büyük tüketiciler de üretici değildir. Ayrıca doğalgazdaki rezerv konsantrasyonu petrolden daha kötüdür. En büyük rezerve sahip iki ülkenin dünyadaki payı petrolde yüzde 33,5 iken (Suudi Arabistan ve İran) doğalgazda yüzde 50'den fazladır (Rusya Federasyonu ve İran). Demek ki rezerv konsantrasyonu açısından doğalgazdaki tekelleşme, yani rezervlerin belirli yerlerde toplanması petrolden daha tehlikeli bir durum arz etmektedir. Rezerv, üretim ve tüketim değerleri arasında da müthiş bir dengesizlik var: Arz kaynakları sürdürülebilir değil. Özellikle Avrupa için, doğalgaz arz merkezleri ileriki dönemde bipolar hale gelecektir, yani

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=