Doğalgaz Dergisi 138. Sayı (Temmuz 2008)

uyum konularında ve AB müktesebatına uyum bağlamında işbirliği olanaklarını geliştirmesi de mümkün olacaktır." TBMM Çevre Komisyonu Başkanı Haluk Özdalga, konuyla ilgili olarak çevre ve çevreciler açısından önemli bir gelişme yaşandığını ve Kyoto Protokolünün ilk kez Meclis'te görüşüldüğünü belirtti. Protokolün onaylanmasının, Türkiye'nin sanayileşme ve kalkınma çabasını olumsuz etkilemeyeceğini kaydeden Özdalga, protokolün imzalanmasıyla köklü değişikliklerin beklenmemesi gerektiğini bu noktada orta ve uzun vadede alınacak önlemlerin çok önemli olduğunu vurguladı. Kyoto Protokolünün, müzakereleri tamamlanmış, yürürlükte olan uluslararası bir sözleşme olduğunu hatırlatan Özdalga, bu nedenle ülkelerin kendi özel şartlarını ortaya koymasının, uluslararası hukukun gereği olarak mümkün olmadığını söyledi. Protokole katılım konusunda siyasi iradenin olduğunu vurgulayan Haluk Özdalga, bugüne kadar bu konuda çalışmalarını tamamlamayan kurumların süre istemesinide eleştirdi. 2012 yılına kadar 177 ülkenin ne tür yükümlülükler alacağının belli olmadığını, bunun Aralık2009 tarihine kadar yapılacak çalışmalarda ortaya çıkacağının altını çizen Özdalga, "Bu sürece etkili şekilde katılırsak ne tür yükümlüler alacağımız konusunda dabelirleyici olabiliriz. Kimse meçhule gidiyoruz endişesi taşımasın. Önümüzde 5 yıl süre var. Bu sürede hazırlanırız. Bu kadar sürede hazırlanamazsak gerçekten üzücü olur" dedi. Türkiye Protokolün Dünyada Kabul Görmesinde Etkin Rol Oynayacak Japonya'nın Kyoto Kenti Belediye Belediye Başkanı ve Dünya Tarihi Kentler Birliği Başkanı Daisaku Kadokawa, T ürkiye'nin Kyoto Protokolü'nü imzalama kararını sevinçle karşıladıklarını ve bu karardan çok mutlu olduklarını söyledi. Daisaku, 40 Doğal Gaz Dergisi 2008 / 138 .i ' '#\ '. ' r -' ' . ;tlUl :11/Jl:illt'.1'>14Y.·x-- çevre sorunlarının sadece Türkiye'yi ilgilendiren bir konu olmadığını, bunun tüm dünyayı ilgilendirdiğini söyledi. Daisaku, 'Türkiye'nin Kyoto Protokolü'nü imzalama kararını sevinçle karşıladık ve çok mutlu olduk. Türkiye'nin bu adımını, protokolün dünyada yaygınlaşması için önemli bir adım olarak görüyoruz. Doğunun ve Batının ortasında bir köprü durumunda olan Türkiye'nin protokolü imzalaması, şu ana kadar Kyoto'yu imzalamamış ülkeler için de örnek olacaktır. Yani Türkiye'nin, bu çevre protokolünün dünyada daha da kabul görmesinde etkin rol oynayacağını düşünüyorum" dedi. Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Kyoto'ya taraf olması gerektiğinin altını çizdi. "Kyoto Protokolü 1O yıl önce imzalanabilirdi. Ama o zaman yanlışlık yapıp imzalamadılar. Kyoto'yu 176 ülke imzaladı. İmzalamayan Amerika ve Türkiye kaldı. Biz aslında pek çok ülkeden iklim değişikliği konusunda daha gayretliyiz. Kyoto'ya taraf olmamız gerekiyordu. Kyoto Protokolü'nün imzalanmasıyla birlikte Türkiye'nin Avrupa Birliği ile müzakerede daha rahat olacağını düşünüyorum" Eroğlu, Kyoto'yu imzalamaklaTürkiye'nin saygınlığının artacağını vurgulayarak, "Önemli olan, 2012 sonrası iklim rejimine yönelik yürütülen tüm müzakerelere katılım sağlayarak ülkemizin en uygun yerde olmasını temin etmektir" dedi. Eroğlu, Türkiye'nin bugünden itibaren Kyoto'ya taraf olsa bile, 2008-2012 döneminde sayısal sera gazı emisyon azaltım veya sınırlama yükümlülüğüne girmeyeceğinin altını çizdi; "İklim değişikliğinin olumsuz etkilerine açık olan ülkemizin 'uyum fonu' gibi mali kaynaklardan yararlanma imkanı doğacak" dedi. Kyoto Protokolü Ne Getiriyor Atmosfere salınan sera gazı miktarı yüzde 5' e çekilecek, endüstriden, motorlu taşıtlardan, ısıtmadan kaynaklanan sera gazı miktarını azaltmaya yönelik mevzuat yeniden düzenlenecek. Daha az enerji ile ısınma, daha az enerji tüketen araçlarla uzun yol alma, daha az enerji tüketen teknoloji sistemlerini endüstriye yerleştirme, ulaşımda, çöp depolamada çevrecilik temel ilke olacak. Atmosfere bırakılan metan ve karbondioksit oranının düşürülmesi için alternatif enerji kaynaklarına yönelinecek, fosil yakıtlar yerine örneğin biodizel yakıt kullanılacak, çimento, demir-çelik ve kireç fabrikaları gibi yüksek enerji tüketen işletmelerde atık işlemleri yeniden düzenlenecek, termik santrallerde daha az karbon çıkartan sistemler, teknolojiler devreye sokulacak, güneş enerjisinin önü açılacak, nükleer enerjide karbon sıfır olduğu için dünyada bu enerji ön plana çıkarılacak, fazla yakıt tüketen ve fazla karbon üretenden daha fazla vergi alınacak. Sonuç olarak Kyoto Protokolündeki amaç, atmosferdeki sera gazı yoğunluğunun, iklime tehlikeli etki yapmayacak seviyelerde dengede kalmasını sağlamak. O

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=