piyasasının bir değerlendirmesini aktaran Özden, enerji sektörünün serbest piyasa koşulları altında tam bağımsız bir kurum tarafından düzenlenmesi ve denetlenmesinin henüz tam olarak gerçekleşmediğini belirtti. Özden ayrıca, "Lisans ve elektrik alım-satım konuları, borsa uygulaması ve kayıp-kaçak sorunları vb. birçok konuda kuralların ve yönetmeliklerin bir an önce tamamlanması gerekiyor" dedi. Ülkede ucuz enerji ile ilgili birtakım kavramların dile getirildiğini belirten Özden, santral yatırımcısının yüksek fiyat talep ettiğini, tüketicinin de ucuz elektrik istediğini belirterek, bu iki çelişkili hususun bir an evvel açıklığa kavuşturulması gerektiğini vurguladı. "Yatırımlarla ilgili olarak teşvikler konusu da tam anlaşılmış değildir. Bir şekilde uygulamaya konulan bir teşvik mekanizması, aniden iptal edilebilmekte veya teşvik olarak beklenilen faydayı sağlamamaktadır" diye konuşan Özden, son zamanlarda hidrolik, rüzgar ve güneş konularıyla ilgili fiyat açıklamalarında bu tarz tartışmaların yaşandığını belirtti. Süreyya Yücel Özden konuşmasına şöyle devam etti: "Projelerin çevresel etkileriyle ilgili genel bir anlayış var. Son dönemlerindeki HES uygulamalarında yaşanan sorunlar ne yazık ki olumlu örnekler olmamıştır. Devlet enerji sektöründe nasıl bir rol veya pay üstleneceğini çok açık ve kesin şekilde Çetin ise yaptığı konuşmada; ana önceliklerinin arz güvenliği ve optimum üretim maliyetini sağlayabilmek için bir kaynak çeşitliliği yaratmak olduğunu vurgulayarak, "bu öncelikleri de yerli kaynakları ve yenilenebilir enerji kaynaklarını daha çok kullanarak, enerji verimliliğini sağlayarak ve nükleer güç santralleri kurarak elde edebiliriz" dedi. Çetin konuşmasının devamında her bir parametreyi açarak şöyle konuştu: "Yerli kaynaklarla ilgili olarak, çok yakın bir tarihte 7 bin MW'lık bir linyit kapasitesinin işletmeye alınması için, bakanlık olarak bir strateji ve yol haritası hazırladık, bunu da en yakın zamanda kamuoyuyla paylaşacağız." "Yenilenebilir enerji ile ilgili olarak hazırladığımız strateji belgemizde koyduğumuz hedefler var, onları yerine getirmek zorundayız. Hidroliklerde bazı kötü uygulamalarla karşı karşıya kaldığımız için kimi tıkanmalar yaşıyoruz. 20 bin MW'lık bir hidrolik potansiyelimiz varsa ve bunların ne kadarı bizim için engel teşkil ediyorsa, ilgili taraflarla masanın etrafında toplanıp, sorunlu projelerin üzerini çizip, kalan projelerle yolumuza devam etmek zorundayız. Rüzgarda hedefimizi tutturmak zor ama minimum 8 bin MW'a erişebilmemiz mümkündür." g" İökriünşcmi veelerüeçbüanşclüadnıkü"k l e e r i ç i n Nükleer santrallerle ilgili olarak da bir açıklama yapan Çetin, Türkiye'de ilan etmelidir. Rekabetin içinde olacak her yıl enerji kullanımında yüzde 9 mı yoksa sadece politika belirleyen ve civarında artış olduğunu ve bu enerji düzenleyen olarak mı kalacaktır." Öz- talebini karşılamak için Enerji ve Tabii den, ayrıca bürokrasi ve finans sektörü Kaynaklar Bakanlığı olarak nükleer temsilcilerinin, enerji alanında yatırım enerjiyi portföylerine katmak zorunda yapmak isteyen yatırımcıların hevesini, kaldıklarına vurgu yaptı. cesaretini kıracak yaklaşımlardan uzak durması gerektiğinin altını çizdi. Nükleer enerji alanında ikinci ve üçüncü nükleer santralin yapımı için ulusEnerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı lararası görüşmelere başladıklarını Enerji İşleri Genel Müdürü Mustafa aktardı. DOĞALGAZDERGiSi 168 ■• GÜNCEL ■• ■ Şu ana kadar enerji piyasasında kimi aksaklıklar olmasına rağmen çok önemli adımların da atılmış olduğuna dikkat çeken Çetin, "1984 ile 2002 yılları arasında, 18 yıllık bir dönemde yap-işlet-devret ve yap-işlet santrallerinin gücünün aşağı yukarı 8 bin MW olduğunu görürüz. 2001'den bugüne baktığınızda ise, özel sektörümüz hiçbir garanti istemeden 15 bin MW santral işletmesine girmiş durumdadır. Bu çok büyük bir ilerlemedir" şeklinde konuştu. "Lisanslardaki gerçekleşme yüzdeleri artırmak zorundayız" Liberalleşme yolunda, piyasayı bozucu etkiler yaratmadan düzenlemelerle yola devam etmek zorunda olduğumuzu vurgulayan Çetin: "Ön Lisans mekanizması denen bir mekanizma getirilecek. Şu an uygun bulma kararı çıkmamış lisans başvuruları da bu kapsamda değerlendirilecek. Ön lisans alan firmalar, lisansı alıncaya kadarki süreçte belli bir takım edinimlerini yerine getirip, lisans aldıklarında artık kazmayı vurup inşaata başlar hale gelmiş olacaklar. Burada da amacımız, lisanslardaki gerçekleşme yüzdelerini artırmaktır" dedi. Türkiye'de enerji alanında yatırım yapan şirketlerin kamunun önüne geçtiğini söyleyen Çetin, "Türkiye'de çalışan 621 adet santralimiz var. 80 yılda 300 adet santral yapılmış iken son 9 yılda kurulan santral sayısı ise 321 tanedir" açıklamasında bulundu. Son olarak enerjinin özel sektöre açıldığı için ticari bir hale dönüştüğünü, ancak yine de kamu görevi olduğunun ve dolayısıyla bir düzenlemeye tabi olduğunun unutulmaması gerektiğini vurguladı. Çetin ayrıca özel sektördeki piyasa aktörlerinin rekabet edebilmeleri için üretimde kaynak çeşitliliği yaratmak zorunda olduklarının da altını çizdi. ■ Doğal Gaz Dergisi Ocak - Şubat/ January - February 2012
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=