Doğalgaz Dergisi 168. Sayı (Ocak-Şubat 2012)

öyle LPG tüketimleri gösteriliyor ki, mümkün değil. Herhalde otogaza kayış oluyor. Burada belirli bir vergi kaybı söz konusu oluyor. Kaynağından nihai noktaya kadar takip edilse, bir haftalık çalışma ile her şey gün ışığına çıkar. Kokusuz LPG üretim tesisi olmayan şirketler bile kokusuz LPG satar oldu. Nereden buluyorlar bunu? EPDK, mali polis, denetim dairesi, TC. Maliye Bakanlığı vs. bunlar devletimizin yapıları. Ben de burada namuslu bir iş yapmaya çalışan şirket olarak şunu arzu ediyorum ki haksız rekabet durumuna girmiş olan şirketlerin yanına bu yaptıkları kar bırakılmasın. Hepimiz 'Türkiye dünyanın parlayan yıldızı' diye konuşuyoruz, ama bu tür uygulamalar ile bu yıldız çabuk söner. Evet güzel bir rüzgar yakaladık ama henüz 'kaptık, götürdük' gibi bir durum ortada yok. Dünyada bir ülkenin selameti için tek bir şey var; yabancı yatırımcıyı o ülkede yatırıma teşvik etmektir. Çünkü yabancı yatırdığı parayı kaybetmek istemeyeceği için yatırımının selametini arzulayacaktır. Kanun dışılıklara yol verdiğiniz sürece de ciddi yatırımcı size ilgi göstermez. LPG pazarında günümüzde gel diğimiz düzey hakkında bilgi ve rir misiniz? Yıllık 3,5 milyon ton LPG hacmimiz var. Bunun 2,5-2,6 milyon tonu otogaz, geri kalan 1 milyon tonluk kısım tüplü ve dökme gazdır. Son 5-6 sene içinde pazar büyüklüğünde fazla bir değişme olmadı. Ama tüplü gaz pazarı azalırken, otogaz pazarı artıyor. Yani hacim kendi içinde değişebiliyor ama toplamda yine aynı rakam oluyor. Türkiye LPG pazarı 2000 yılında 4,5 milyon ton iken bugün 3,5 milyon tondur. Bütün bu senaryoların içinde bugün 70 civarında şirket var. 2000 yılında ise 50 civarında şirket vardı. Bu şirketlerin bir kısmı 2000 yılında olmayıp, sonradan LPG'ye ilgi gösteren akaryakıt şirketleridir. Bir kısmı da 'bu işte para var' mantığı ile işe girdi. Bizim insanımızda şöyle bir şey var; bir çeşmeden iki ki- ■ DOĞALGAZ. DERGİSİ 168 ■ ■ SÖYLEŞi ■• ■ "Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'nın yeni kurulmuş olan Kara Ulaştırması Genel Müdürlüğü otogazlı araçların gaz sızdırmazlık raporu almasına gerek olmadığını belirtiyor. Ondan sonra bir kaza olsa 'otogazı yasakladım' diyecekler. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı böyle bir genelge yayınlayacaksa önce LPG Daire Başkanlığı'na sormalı" şinin su içtiğini görünce, o çeşmeye sa, eğer devlet olarak gaz sızdırmazlık hücum ederek kuruturuz. Bu sadece LPG sektörü için geçerli değil. Elektrik düğmesini açıp kapatmaktan başka enerji ile alakası olmayan pek çok şirket bugün enerji işine girdi. Ama bu sefer ne oluyor? Bilgisizlikten, tecrübesizlikten inanılmaz şekilde tökezleniyor. 50 yıllık şirketlerle EPDK'nın bile kurumsal hafızası bir olamaz. EPDK'nın büyük bir avantajı vardır o da devlet mekanizması altında bulunması. Devletin kurumsal hafızası tabii ki rekabet bile kabul etmez. Devlet büyüktür. Kişileri ve konuyla fazla ilgisi olmayan mercileri baz aldığımızda orada bir eksiklik olabilir. Danışılsa, konuşulsa, akil insanlarla istişare edilse engellenebilecek pek çok hata yapılmaz. Hatayı kabul edip, bir an ewel hatadan dönmek yerine o hatada ısrar ediyoruz. Bir de devlet içinde değişik otoriteler birbirine habersiz. Otogaz dediğimiz zaman benim gözümde birincil düzenleyici EPDK'nın LPG Daire Başkanlığı'dır. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'nın Kara Ulaştırması Genel Müdürlüğü bir genelge ile dolaylı olarak otogazlı araçların gaz sızdırmazlık raporu almasına gerek olmadığını belirtiyor. Ondan sonra bir kaza olsa 'otogazı yasakladım' diyecekler. Şu anda otogazlı araçlarda gaz sızdırmazlık raporuna gerek yok ve çoğu aracın tankının 10 yılı doldu. Bunu kim kontrol ediyor? Bunun sorumluluğunu kim taşıyacak? Dönüp dolaşıp yine LPG sektörünü suçlayacaklar; 'Siz milleti otogaza alıştırdınız' diye. Eğer vatandaş kendi canının derdinde değilse, eğer vatandaş uyarılarımıza rağmen bu tankı değiştirmemekte ısrar ediyorraporu gerekli görülmüyorsa, şu anda otogazlı araçların sicilini dahi takip edilemiyorsa...! Bu işleri koordineli biçimde yapmak gerekiyor. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı böyle bir genelge yayınlayacaksa önce LPG Daire Başkanlığı'na sormalı. Biz bu noktaya nasıl geldik? Biz dünyanın en yüksek vergileriyle donanmış LPG'sini tüketen bir ülkeyiz. Bugün tüplüde bile verdiğiniz her 100 TL'nin 47 TL'si vergidir. O yüzden aynı işi yaptığınız LPG ile doğalgazın arasında 41 misli ÖTV farkı vardır. Yani başka bir deyişle, aynı enerji miktarını tüketen, biri İstanbul'da, biri Van'da iki tüketiciyi düşünün. Biz istanbul'da çorbayı kaynatmak için 1 kuruş para ödüyorsak, Van'daki depremzede vatandaş 41 kuruş ödüyor. LPG'nin ÖTV'si ne kadar? Doğalgazın metreküpünde 2 kuruş, LPG'nin kilogramında 1,21 kuruş ÖTV var. Bunu kalori bazında söylersek; doğalgazın 1 milyon kilo kalorisinde 3 lira, LPG tüpü ile yaparsanız bu işi 120 lira eder. Devlet LPG'ye neden bu kadar yüksek ÖTV uyguluyor? Devletin gelire ihtiyacı var. Devletin en büyük gelir kalemi dolaylı vergiler. Doğalgazdan bu kadar yüksek vergi almıyor. Çünkü al yada tüket anlaşmalarımız olduğu için doğalgazı tükettirmek istiyor. Benim önerim doğalgazdaki ÖTV'nin artırılmasıdır. Devletin para ihtiyacı esastır. Doğalgazın ÖTV'si metreküpünde 2 kuruştan 3 kuruşa çıkartılsın. Bu artış kullananları hiç etkilemez, inanın farkında bile olmayacaklardır. Doğal Gaz Dergisi Ocak - Şubat / January - February 2012

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=