Enerji ve Doğalgaz Dergisi 259. Sayı (Mart-Nisan 2026)

34 ENERJİ & DOĞALGAZ • MART-NİSAN / 2026 BÖLGESEL ISITMA ŞEBEKESININ DÖNÜŞ HATTINDAN BESLENEN SU KAYNAKLI ISI POMPASININ PERFORMANS ANALIZI Bu sorunu çözmek amacıyla, besleme suyu sıcaklığının yaklaşık 50 °C seviyesine düşürüldüğü düşük sıcaklıklı ısıtma ağlarına geçişe yönelik ilgi artmaktadır. Bu tür sistemlerde, kullanıcı seviyesinde kurulan bireysel ısı pompası üniteleri, gerekli durumlarda ısıl potansiyeli yükseltmek veya doğrudan belirli ısıtma ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılabilir. Bu yaklaşım, iç mekân ısıl konforunu korurken enerjinin daha verimli kullanılmasına olanak tanır. Ancak mevcut yüksek sıcaklıklı sistemlere bağlı tüketiciler için besleme sıcaklığının düşürülmesi, mevcut sıcaklık rejimlerini bozabilir. Bu nedenle, daha düşük giriş sıcaklıklarında yeterli ısı yükünü karşılayabilmek için binaların ısı pompası sistemleriyle yenilenmesi (retrofit) gereklidir ve bu da ek yatırım maliyetleri doğurur. Bu bağlamda önemli fakat çoğu zaman yeterince kullanılmayan bir enerji kaynağı, DHS’nin dönüş suyu hattıdır. Bu dönüş suyu, ısı pompası sistemleri için düşük sıcaklıklı bir ısı kaynağı olarak kullanılabilecek önemli miktarda ısıl enerji içerir. Bu kaynağın değerlendirilmesi, tüketicilere iletilen ısıl potansiyeli artırırken aynı zamanda dönüş sıcaklığını düşürür. Bu düşüş, kojenerasyon (CHP) santrallerinin verimliliğini artırarak genel sistem performansını iyileştirir [6]. Dönüş suyunun kullanımı, yüksek debisi ve yıl boyunca nispeten stabil sıcaklık profili sayesinde teknik olarak uygulanabilir bir seçenektir. Bu özellikler, onu merkezi olmayan ısı pompası teknolojileriyle entegrasyon için umut verici bir aday haline getirmektedir. Bu çalışmanın amacı, farklı sıcaklık rejimleri altında çalışan su kaynaklı ısı pompasının performansını değerlendirmek ve düşük sıcaklıklı bölgesel ısıtma sistemlerinde dönüş hattı suyunun konut ve kamu binaları için ısı kaynağı olarak kullanılmasının etkinliğini analiz etmektir. 1. ARKA PLAN Bölgesel ısıtma sistemleri (District Heating Systems – DHS) Avrupa’da yaygın olarak kullanılmaktadır. D. Connolly ve arkadaşları tarafından yapılan kapsamlı bir çalışma [1], Avrupa genelinde 6.000’den fazla bölgesel ısıtma sisteminin bulunduğunu ortaya koymuştur. Bu sistemler, enerji tasarrufu sağlama ve Avrupa Birliği’nin enerji sektörünün karbonsuzlaştırılmasına katkıda bulunma açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Ortalama olarak, konutların yaklaşık %24,5’i merkezi ısıtma ve sıcak su temini kullanmaktadır [2–3]. Bu bağlamda, Avrupa’nın karbonsuzlaşmasında önemli bir teknoloji olan ısı pompalarının kullanımı, enerji verimliliğinde önemli artışlar sağlayarak karbondioksit emisyonlarının azaltılmasına katkıda bulunabilir. Özellikle Batı ve Kuzey Avrupa’daki bazı bölgesel ısıtma ağları, ısıl enerji üretiminde ısı pompalarının entegrasyonuna doğru geçiş yapmaktadır [4]. Ancak Bulgaristan gibi bazı ülkelerde bu teknolojilerin uygulanması hâlâ zorluklar içermektedir. Bu nedenle, kentsel ısıtma ağlarına bağlı binalarda neredeyse sıfır enerji (nZEB) tüketimi hedeflerine yönelik düzenleyici gereklilikler, ulusal mevzuattaki değişikliklerle sıklıkla ertelenmektedir [5]. Avrupa’daki bölgesel ısıtma sistemlerinin çoğunda, ısıl enerji günümüzde tüketicilere ısıtılmış suyun dolaşımı yoluyla ulaştırılmaktadır. Şebeke suyunun sıcaklığı genellikle dış hava koşullarına bağlı olarak düzenlenir; dış ortam sıcaklığı düştükçe besleme suyu sıcaklığı artırılır. Ancak ısı taşıyıcı akışkanın sıcaklığının yükseltilmesi, dağıtım şebekesi boyunca daha yüksek ısı kayıplarına yol açarak sistem verimliliğini olumsuz etkiler. IVAN DIMCHEV - KALOYAN HRISTOV MAKALE

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=