Doğalgaz Dergisi 52. Sayı (Eylül-Ekim 1997)

Güncel tane proje. Biz göreve geldiğimiz zaman ilk önce Enerji İşleri Genel Müdürü Yardımcısı olarak geldiğim zaman, bu bölüm ele bana bağlanınca, "bu konuda neler yapılabilir, nasıl ETKB şu sözü söyledim: yabancı sermaye daha hızlı bu işin içine çekilebilir", düşüncesini ortaya koyduk ve arkadaşlarımla bir çalışına yaptık. Bu çalışmalara özellikle özel sektörü ele davet ettim, o dönem içerisinde özel sektörden ele birçok öneriler geleli. Onlara Devletin ve özel sektörün menfaatlerini en iyi noktada nasıl birleştirebilirim, bunun mücadelesini yapacağımı söyledim ve o çerçevede de bazı atılımlar yapına ihtiyacı hissettik. Bunlar ne idi, o günün şartlarında şuydu: Türkiye'de sadece otoprodüktörün amacı bir proses buharı varsa, o proses buharından faydalanıp elektrik üretmekle ilgili idi. Biz, tabii; Türkiye'nin enerjine özel sektörün içerisine girebilmesi için şu ela bir yöntemdi, devletin yatırımlarını hızlanclırabilirdiniz, devlete bütün yetkileri sağlayabilirdiniz o ela bir seçenek, ama biz orada şu seçeneği tercih ettik o zamanın devlet politikalarında ela bulunmuş olan bir kişi olarak söylüyorum. Özel Sektörü Bu İşin İçine Nasıl Çekeriz? Özel sektör olarak belki zor clarboğazlara ela girebiliriz, özel sektörü mutlaka bu işin içerisine itmemiz gerektiğini söyledim. Ancak hukuksal bazı sıkıntılarımız oluştu ve bu hukuksal sıkıntılar hala devam etmekte. Bunlara örnek vermek istemiyorum. Bunları o kadar çok konuştum ki, ama bir türlü de bir yere gidemedim, bunu da üzüntüyle Doğal Goz Dergisi 215 söylüyorum. Çünkü kanun çıkarılması gerekiyorsa, kanun çıkardık, ancak kanunun önüne bir grup çıkıyor. Türkiye'cle şu iki mücadele var: Birisi birşeyler yapmak ister ki, bunu şahsım adına söylemiyorum, genel olarak söylüyorum, birisi bir şeyler yapmak ister, birileri de "bunları nasıl durdururuz" konusunda mücadele yapar. Türkiye'de bu iki zihniyet her zaman kavga halindedir. Her zaman ela "bu işi nasıl engellerim" diyen kişiler galip çıkar. Bu böyle olmuştur, böyle ele devam ediyor. Şimdi 3096 sayılı kanuna, ben ilave maddeler getirelim, eledim ki: "Enerji üretimi nedir, niye imtiyaz, kamu sektörü yatırımı nedir? Ekmek ele bir kamu yatırımı, herkes kullanıyor ama fırıncılar için bir imtiyaz olmuyor ela; bizim santralci ürettiği elektriği satmak istediği zaman neden bu bir imtiyaz oluyor?" Bunu bir türlü çözeınemişimclir, hala da çözemedim. Bunu hukukçularla ela tartıştığımcla hukukçular da bana çok hak veriyorlar, ama yazılıya geldiği zaman "imtiyaz" eleyip çıkıyorlar. Onu da bir türlü çözemedim. O zaman dedim ki; biraz yöntemi değiştirelim, bizim enerjiye ihtiyacımız var. Özel sektörü bu işin içine nasıl çekeriz? Gaz türbini kursunlar, gaz türbininin baca gazından, ısısından faydalansınlar, işte buhar türbini yapsınlar dedim. Bugün kombine çevrim santrali ya da kojenerasyonla verimlerini daha arttırsınlar diye, bu şekilde buna göz yummaya başladık. İlk önce ele, yanlış hatırlamıyorsam, Ak Enerji'nin benden önceki dönemde, santralı yapılmış olmasına rağmen çalışmadı. Ondan sonra ben, bütün riski üzerime aldım, bir şekilde işi başlattım ve çalışsın dedim. Düzenlemeleri Üç Ana Başlıkla Getirdik... Bugünlerde de görüyorum ki 27 tane otoprodüktör santralı var, 787 MW şu anda devrede. Bu, şu anda benim için onur verici bir şey. Kendim için söylemiyorum, ekibim olarak. Enerji İşleri Genel Müdürlüğü ve Enerji Bakanlığı adına söylüyorum. Ayrıca BOTAŞ'ın da değerli katkılarını inkar etmek, mümkün değil. Çünkü gaz konusunda ellerindeki kapasite oranında, bize her zaman destek verdiler. Şimdi o zaman ; iletimde bir sıkıntımız var, "İsterseniz 1 km'ye , isterseniz 1000 km'ye nakledin. Naklettiğiniz enerjinin % 17'sini elinizden alıyorlar, bunun mantığı yok. Bunun Dünyadaki uygulamaları da böyle değil, o zaman buna bir değişiklik getirelim" dedim. O değişikliği 17 Nisan 1996'cla getirdik. Ancak getirebildik. Çünkü, bunun çok büyük kavgasını yaptım. E lül-Ekim'97 Sa ı 52

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=