Doğalgaz Dergisi 52. Sayı (Eylül-Ekim 1997)

Güncel MELİH AKALIN CEVRE BAKANLIGI Melih AKALIN - Teşekkür ederim. İstanbul'da düzenlenen 3.Uluslararası Kojenerasyon Konferansı için yapılmış olan bu toplantıya bizi de davet etmenizden dolayı ayrıca teşekkür ediyorum. Kojenerasyon konusu Bakanlık adına ayrı bir önem taşıyor, ama benim şahsım adına da ayrı bir önem taşıyor. Çünkü ben meslek hayatımda 12 yıl enerji sektöründe çalıştım, sonra çevreye intikal ettim. 12 yıl enerjiyse, 10 yıl da çevre üzerine yoğuştum. Dolayısıyla her iki sektörü de ya da grubu da aşağı yukarı tanıma fırsatı buldum. Esasen kojenerasyon olayını Türkiye'de çokgeç kalmış bir konu olarak görüyorum. Kojenerasyon olayı esasen enerji sektörünün içerisinde bir bütün olarak baktığımızda faktörlerden bir tanesi. Tek başına önemli, ama bir bütün içerisinde de bir yeri var. Bence Hiç Anlamı Olmayan; "Kalkınmayı mı Engellemek İstiyorsunuz, Ya da Yatırımları Yüksek Maliyetli Hale Getirip, Ticari Rekabeti mi Önlemeye Çalışıyorsunuz?'' Gibi Değerlendirmelerle Karşı Karşıya Geliyoruz. Tabii az önce arkadaşlar ifade ettiler; "özel sektör, kamu sektörü bakımından bir dengeye ulaştırmaya çalışıyoruz" dediler, bazı çalışmaları, yatırım amacıyla. Enerjiyle çevre Doğol Gez Dergisi 221 bir kesit sektör; yani bu anda ben sizinle konuştuğum anda aklıma tarım sektörü geliyor, orman sektörü geliyor, sanayi sektörü geliyor. Bizim kafamızda bütün sektörler var ve bunun yanı sıra bütün doğal kaynaklar gözümün önüne geliyor. Şimdi olaya böyle bakarsak, yani daha bütüncül, sistematik bakarsak, değerlendirme biraz daha farklı oluyor. Hatta bir başka faktör, kısa vadeli amaçlar ve uzun vadeli amaçlar diye baktığımızda yine ayrı bir değerlendirme geliyor. Tabii bunu anlatmak günlük sorunlarımız karşısında bunları bir yere oturtmak o kadar kolay bir mesele değil. Dünya da henüz bunu oturtamamış. Türkiye'nin bu kadar meselesi varken, çevre konusunda kendini güncel konulara ya da o sektörün temsilcisi olarak kaptırmış insanlara siz bunu söylediğiniz zaman, "kalkınmayı mı engellemek istiyorsunuz, ya da yatırımları yüksek maliyetli hale getirip, ticari rekabeti mi önlemeye çalışıyorsunuz?" gibi bence hiç anlamı olmayan değerlendirmelerle karşı karşıya geliyoruz. Genel anlamda değerlendirmemi söylüyorum. Biz bir faaliyeti insanımız için, toplumumuz için yapıyoruz ve yapacağız. Burada belki bir sektörün bir konusunda eksi bir puan, ama bütününde artı getirebilir. Bunları daima bilinç altında tutalım diye söylüyorum. Yani bunun çevre konusunda engelleyici bir sektör ya da engelleyici bir husus olarak değerlendirilmesi ne bizim varlığımızla bir anlam taşır, ne de geleceğimiz için yaptığımız hizmet için bütünü bakımından anlam taşır. Bunu özellikle konuşmanın başında belirtmekte yarar buluyorum. Çünkü ben buradaki konuşmada hem sektör olarak enerji sektörünün ihtiyacı olduğu sorunları nasıl çözeceğine bir yaklaşım getireceğim, hem de çevre konusunda bu sürdürülebilir kalkınma dediğimiz dengeyi sağlamaya çalışacağım. Dolayısıyla katılımcılar için de belki biraz rahatlatıcı bir ifade olacak; fiyat, rekabet, satış, pazarlama gibi ifadelerin dışında biraz daha işin tekniğine ve hukuki boyutuna girmek istiyorum. Yılda 4 Milyar Dolar Yatırım Yapılması Gerekiyor. Genel anlamda çevre-enerji bütünlüğünü ki, umut ediyorum Enerji Bakanlığı'yla olan ilişkilerimiz çok daha olumlu hale geliyor. Çünkü onlar da bu işin önemine inanmış durumdalar, ifadelerden ve yaklaşımlardan bunu anlıyoruz. Yıllardır ihmal edilen sadece enerji, çünkü büyük bir yatırım beklentisi içerisinde kaynaklardar, projeleryüksek işte bugün 20.000 MW olan kurulu güç, 201O yılında 60.000 MW'a çıkması düşünülüyor. Büyük bir ihtiyaç var. Yılda 4 milyar dolar yatırım yapılması gerekiyor. Böyle bir iş hacmi içerisinde, "siz de şunun baca gazını arıtın, külünü de şuraya E lul-Ekım97 Sa ı 52

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=