ulaşacaktır. 3 milyar kişilik artışın, 2.8 milyarı gelişmekte olan ü l kel erde beklenmektedir. Gel işmekte olan ülkel erde halihazırda Dünya nüfusunun %75' i yaşamaktadır. OECD ü l kel eri dünya nüfusunun %16'sına sahipken, Dünya enerjisinin yaklaşık %60' 1111 kullanmaktadırlar. Global enerji kullanımının, özel likl e nüfusun çok fazla arttığı bölgelerde artacağı kesindir. Kişi başına el ektrik enerjisi ku Hanımına bakıldığında Bengalcl eş ve Tanzanya'da yıllık 100 kWh'den daha az, İsveç'te 15.000 kWh, Meksika'da 1.250 ve Türkiye'de yaklaşık 1000 kWh değerl eri görülmektedir. Dünya nüfusunun hızlı artışı, ekonominin global olarak gel işmesi, şehirleşmenin artması nedenleriyle Dünya Enerji Konseyi 2020 yılı için elektrik enerjisi kullanımının %50 ile %7 5 arasında artış göstereceğini tahmin etmektedir.Gelişmiş, sanayi l eşmiş ülkel erde ise nüfusun artmaması, enerj i kullanımının daha verimli hal e gelmesi nedenl eriyl e önümüzdeki yıllarda belirgin bir enerji artışı beklenmemektedir. Şu anda Dünya el ektrik enerjisi tüketimininı %63'ü termal (kömür, petrol ve gaz) kaynaklardan, %19'u hidro kaynaklardan, %1 7'si nükleer kaynaklardan, % 0.5'i jeotermal kaynaklardan %0.1 'inden daha azı da güneş, rüzgar ve biyokütleden sağlanmaktadır. Bu kaynakların önümüzdeki yıllardaki gelişimi, yeni ve gelişmiş kaynak ve teknolojilerin günlük kullanıma sunulması ile ve çevresel etkiler ele dikkate alınarak değişecektir [1] . NÜKLEER ENERJİ KULLANIMI 1996 yılı sonu itibariyl e,Dünya enerji tüketiminin %6'sı, el ektrik enerjisi tüketiminin ise %17'si nükl eer enerjiden sağlanmaktadır. 1996 yılı sonu itibariyle, Dünyada işletilmekte olan 442 adet NGS'nin toplam kurulu gücü 351 GWe, inşa hal inde olan 36 adet NGS'in toplam kurulu güçleri ise 28 GWe'dır. Dünyada nükleer enerji kullanım deneyimi günümüzde 8136 reaktör-yılı aşmıştır. Nükleer enerjinin kullanılmaya başlandığı yıllardan günümüze kadar yaklaşık 30.000 TWh enerji üretilmiştir. Nükl eer enerji kullanımı sonucu üretilen enerji, yaklaşık 12 milyar ton taşkömürü veya7 milyar ton petrol eşdeğerinden fazladı r. 1 996 yılında Dünyada nükleer enerjiden üretilen enerji 2300 TWh'i aşmıştır. Bu miktar 1958 yılında Dünyada tüm kaynaklardan üretilen 1912 TWh'lik enerjiden daha fazladı r. 1996 yılında nükleer enerjinin toplam enerji içindeki payı Litvanya'cla %83.4, Fransa'cla %77.4, Belçika'cla %57.2, İsveç'te %52.4, Slovak Cumhuriyeti'nde %44.5, İsviçre'de %44.5, Ukrayna'da %43.8, Bulgaristan'da %42.4, Macaristan'da %40.8 olmuştur. [2]. Nisan 1997 tarihi itibariyle işletilmemek üzere kapatılan santral sayısı 7 ve gücü 5.317 MWe, inşa halindeyken Doğal Goz Dergisi 247 Article yapılmasından vazgeçi len santral sayısı 25 ve kurulu gücü 21.876 MWe'clır[3]. 2015 yılına kadar yapılan tahmin çalışmalarında, nükleer güç kapasitesinin 369 GWe i le 516 GWe arasında olacağı, özel l ikl e Asya-Pasifik ülkel erinde nükleer enerjiye tal ep duyulacağı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından bildirilmiştir. Gelişmiş ülkelerde ise enerji doygunluğu, nüfus artışının fazla olmaması, daha az yoğun enerji kullanan sanayil ere geçiş nedenleriyle gelişmekte olan ülkel erde nükleer enerjiye olan tal ep, gel işmekte olan ülkel eri n telebinclen daha az olacaktır. OECD ülkel erinde 1 996 yılında 297.5 GWe olan nükleer kurulu gücün 2005 yılında 319.4 GWe'a, 201O yılında ise 332 GWe'a yükselmesi tahmin ecli lmektecl ir. ÇEVRESEL ETKİLER Nükl eer santralları diğer santrallardan ayıran en öneml i özellik, nükleer santrallarda radyoaktif madde bulunmasıdı r. Fisyon enerjisinden elektrik enerjisi elde edi lmesi sürecinde, normal işl etme ve kaza ko;ullarında,cloğal fon radyasyonunun altında radyoaktivite salımı sözkonusuclur. Ancak tasarıma esas olan kazaların dışında meydana gelme olasılığı çok düşük olan ciddi kazalarda, insan ve çevreye zararl ı düzeyde radyoaktivite salımı olabilir. Bu yönüyle ele nükleer santrallar diğer termik santrallardan farklılık göstermektedir. Termik santrallarda enerji üretimi sırasında çevreye yaptığı etkilerden bahsederken, nükleer santrallarda normal işl etme sırasında çevreye olumsuz bir etki sözkonusu değildir, ancak kaza durumundaki radyasyon salımlarından bahsedebi liriz. Ne yazık ki herkes bir radyasyon ölçer cihaza sahip değildir. Herkesin bir radyasyon ölçer cihazı olsaydı, radyasyondan bu kadar korkmayacak, kulağımızla veya gözümüzl e bulunduğumuz yerdeki radyasyonu cihaz üzerinden algılıyabil ecektik. Bu şekilde, radyasyon olmayan hiçbir yerin bulunmadığını fark edecektik. Gerçekten üzerinde yaşadığımız Dünya radyoaktiftir. Radyoaktif maddeler insanoğlu Dünyaya gelmeden önce de vardı. İnsan içinde ele radyoaktif maddel er vardır. Örnek olarak hepimiz kemikl erimizde radyoaktif Radyum ve Polonyum, kaslarımızda radyoaktif Karbon ve Potasyum ve ciğerlerimizde radyoaktif asal gazlar ve Trityuma sahibiz. Günümüzde doğal kaynaklar dışında insan yapımı radyoaktif macldelerclen ele radyasyon almaktayız. Örneğin X-ışınları, TV, radyoaktif serpintiler ve çeşitli malzemel er. . . Doğal ve yapay radyasyon kaynaklarından alınan ortalama etkin doz 2.4 mSv/yıl civarındadır. Normal işletme 0.01 - 0.001 mSv/yıl arasındadır. Eylul-Ekim'97 Sayı 52
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=