Türkiye hakikaten bir sanayi ve ticaret devrimi içine sokulmak ve bugünkü geri kalmışl ığından kurtarılmak isteniyorsa, bunun yolunun serbest ve sı nı rsız enerji arzı ndan geçtiği, enerjisiz hiçbir ilerleme yapılamayacağı kabul edilmeli, kabul edildiği gibi uygulanmalıdı r da. Sloganlarla, lafla ekonomik gelişme temin edemeyiz. r 1 Bu Şekilde Devam Edilirse, Türkiye'nin ı Boğazı Tekel ve Karteller Tarafından f Sıkılacak Demektir. ;,, ,...,...,...,�... ,••,,.-,,.,,.,.....,, -.,�...... �,....,""..;'; .,;;,,...ww.-.v.-�,...,, ..,,,..-"". � ;;;,;-;;>< . _____,,.. ,..,...,, . ,,., �._.,,.,,...,, _.,,.,, .,... ...., ,. "'· " ·" BOTAŞ' ı n elektrik sektörü ile sanayi sektörü arası nda gaz çekme asgari limitleri arasında uyguladığı çifte standart halen giderilmiş değildir. BOTAŞ elektrik üretimi için doğal gazı teşvik edici bir fiyat politikası uygulamaktadı r. Geçen yı l değindiğim bu husus hala düzeltilmemiştir. Geçen yıl bu konferansta değindiğim bir hususa tekrar değinmek isterim: Türkiye'ye ithal edilen doğal gazı n % SS'inden fazlası elektrik üretiminde kullanı lmakta ve üstelik toplam doğal gaz tüketimi içinde sadece % 1 7'yi bulan şehir tüketimleri türlü yollarla kısı lmak, kesilmek istenmektedir. Geçen yı l açı kladığım bir hususu tekrar gözlerinizin önüne sermek istiyorum. Hiçbir ülkede doğal gazdan elektrik üretimi, toplam doğal gazı n % S0'si kullanı larak yapı lmamaktadı r. Ancak Hollanda gibi Kuzey denizinde payları olan ülkeler doğal gazdan elektrik yapmaktadı rlar; o da, toplam tüketimde% 28 civarı ndadı r. Türkiye gibi ithal doğal gaz kullanan ve yıllardan beri etrafı doğal gazla çevrili bir bölgede yaşadığı halde hala esas tedarikçisinin bir tek ülke . olduğu ve siyasi bakı mdan da bu ülke üzerine bir yaptırım gücü bulunmayan bir ülkenin enerji siyasetini doğal gazdan üretilecek elektriğe bağlayarak doğal gazını temin yönünden, fiyat yönünden, intizam yönünden emin hissetmesi mümkün değildir. Bu şekilde devam edilirse, Türkiye'nin boğazı tekel ve karteller tarafından sı kı lacak demektir. Bunu önlemenin yolu hiç olmazsa doğal gaz temininde kaynak çeşitlendirmesine gitmek ve doğu ve güney, güneydoğu sı nı rlarımızdan Rusya dışı ndaki ülkelerden doğal gaz almaktı r. Böyle bir uygulamada doğal gaz fiyatlarında da rekabet olacaktır. Türkmenistan'dan gaz almak üzere İran ile yapılan anlaşmalardan hemen sonra Rusya'dan Karadeniz altı ndan geçecek bir boru hattı ile Türkiye'ye gaz temin etme konusundaki sürpiz teklifin pazarın tekelini kı rdı rmamak olarak anlaşı lması daha mantıkl ı olur. O halde çıkar yol mutlak surette ve acele olarak Doğal Gaz Dergisi 32 Agenda Türkiye'ye alternatif gaz temin yolları nı n kurulmasıdı r. Marmara Ereğlisi'ndeki LNG tesisleri bu kaynak çeşitliliğini temin edemez. Ülkemizde Nükleer Santralleri Besleyecek Radroaktif Mineraller Fazlasıyla Mevcuttur. Tekrar geçen yıl açıkladığı m bir hususu hatırlatacağım: Kıymetli sanayicilerimizin teker teker kendi enerjilerini üretmek yerine bir araya gelerek daha ekonomik olan büyük tesisler kurarak ve bugünkü mevzuattan da faydalanarak, uzman kuruluşlarla anlaşarak nükleer s_antrallere yönelmelerinde fayda görüyorum. Ulkemizde nükleer santralları besleyecek radyoaktif mineraller fazlasıyla mevcuttur. Bu yola gidildiğinde enerji üretiminde dışa bağı mlılık da azaltı lmış olacaktı r. Fransa'nı n tüm elektrik enerjisini nükleer kaynaklardan karşı lamayı planladığını ve Dünyada mevcut yüzlerce nükleer santrale yenilerinin ilave edilmekte olduğunu ihm;:ıl etmeksizin gözönünde tutmal ıyız. Diğer önemli bir husus İstanbul'un doğal gaz faaliyetinin önceden şehirde yakılan yaklaşık 4 milyon ton düşük kaliteli kömürün satışı nı durdurmuş olmasıdı r. Bu kömürlerin soba ve kalorifer kazanları gibi teknolojisi özel olmayan yerler9e yakı lmasının meydana getirdiği hava kirliliği şimdi lstanbul'da önlenmiş olmaktadı r; fakat bu kömürler bizimdir, bizim ülkemizin zenginliğidir. Ve özel teknolojiler kullanılarak bu kömürlerin ekonomik şartlar altı nda çevre kirliliğine sebep olmaksızı n elektrik üretiminde kullanılması mümkündür. Böyle bir proje nükleer kaynakl ı elektrik üretimine göre daha kısa bir zamanda da gerçekleştirilebilir. Gerek nükleer santraller ve gerekse termik santraller konu olduğunda ülkenin enerji siyasetinin sağlam ve bağı ntı sız esaslara yerleştiriimesinde mutabakat sağlanmalıdı r. Eylul-Ekim'97 Sayı 52
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=