Doğalgaz Dergisi 52. Sayı (Eylül-Ekim 1997)

Makale üzere Sovyetler Birliği'yle demin söylediğim tarihte anlaşma imzalandı. Bunun fiyat formülü, uzun müzakereler neticesinde oldu ve bu formül uzun müddet gizli idi. Şimdi bilmiyorum hala gizliliğini muhafaza ediyor mu? Gaz sektöründe, dünyada her yerde bu fiyatlar gizlidir. Bunu da hatıra kabilinden söyleyeyim. Peki, ne cereyan etti, planlamayı nasıl yaptık? Gaz hakkında hemen hemen hiçbir bilgimiz yoktu, ticari müzakerelerini yapmak 1,5 seneye yakın sürdü.18 Şubat 1986'da bu defa Sovyetler Birliği'nin SOYUZ GAZ EXPORT firmasıyla BOTAŞ arasında ticari bir anlaşma imzalandı. Bu ticari anlaşma bütün bir ticari alışverişin ayrıntılarını içermektedir. Bu arada Türkiye'de ne yaparız diye BOTAŞ bir pazar araştırması yaptı ve çok isabetle bunun birinci planda elektrik enerjisi üretmekte kullanılması gerektiğini tespit etti. Bu fikri gerek hükümete, gerekse DPT'ye kabul ettirdi. Elektrik enerjisinde kullanılması niçin birinci planda alındı? Onu da hemen söyleyeyim, çünkü o zaman dahi ısı randımanı o/o 50 idi. Bugün kombine çevrim santrallarında türbinlerin randımanı, o/o 54'e çıkmıştır. Unutmayın ki, herhangi bir termik santralın ısı randımanı o/o 35'i geçmez. Bu muazzam bir ucuzluk getirmektedir ve bugün de Türkiye'mizde birinci planda elektrik üretiminde kullanılması lazımdır kanısındayım. Niçin böyle; çünkü elektriksiz herhangi bir kalkınma olmaz. İnsan faktörü bir memlekette sosyal hayat bakımından önemlidir, ama insan da aç olursa ya da kalkınmamış olursa o zaman ne insanın önemi kalır, ne toplum kalır diye inanıyorum. Şimdi hükümet politikası olarak tespit edilen bu işte ne cereyan etti. 1986 yılının Şubat'ında ticari anlaşma yapılır yapılmaz ihaleye çıkıldı ve hat ihale edildi. 850 km'dir, bunun 120 km'si Marmara Denizi'nin altından geçer ve 1 987 senesinin Haziran ayında Hamitabat'a erişildi. Bulgar sınırdan Hamitabat'a gaz verilmeye başlandı. Hamitabat'ta santralın iki ünitesi faaliyete geçmişti, diğerleri de yapılmaktaydı. Zaten kombine çevrim santralının avantajlarından birisi de ytırımın tümü bitmeden paranızın bir kısmını alma ya başlamanızdır. 4 türbinli bir santralde, 1. türbünü faliyete geçirdiğiniz vakit gaz yakmaya ve elektrik istihsaline başlayabilirsiniz. 2. kısım olan Ambarlı'nın çevrilmesi meselesinde (Maalesef dostlarımın bir kısmı burada TEK Genel Müdürlüğü yapmış arkadaşımız, TEK'ten o sırada gerçi kendisi ayrılmıştı, şahsi mesele değil tabii. Hiçbirimiz için şahsi mesele değil bu söylediklerim.) Müthiş bir mukavemetle karşılaştık. Türkiye'de ekses kapasite, enstole kapasite ihtiyaçtan fazladır, binaenaleyh yeni santrali yapmaya lüzum yoktur denildi. Ambarlı santralını da tevsi etmeye veya gaza çevirmeye de lüzum yoktur. O zaman dönemin Başbakan'ı Turgut Bey'in emrine rağmen, bu iş çok uzadı. Fakat en sonunda bu iş de yapıldı, ihalesi yapıldı ve Ooğol Gaz Dergisi 79 sonra da faaliyete geçti. Gübre fabrikalarından İGSAŞ çok çabuk kendisini adapte etti ve gaz kullanmaya başladı. Fakat Gemlik Fabrikası son derece kötü bir örnek oldu. Kendilerine branşmanla gaz getirildiği halde 4 seneye yakın gecikti, kull anmaya başl amadı. Bu arada hat devam etti, 1987 senesi Ağustos'unda Ankara'ya ulaştık; deniz geçişleri tamamlanıp, hatta ölçüm istasyonunun hepsi yapı lmak kayıt ve şartıyl a. Bu arada Kırkl areli'ndeki bir kompresör istasyonunun da montajı yapıldı. Yalnız, o zaman tüketim az olduğu için çalışmaya başlanı lmadı . "Al veya Öde11 Bütün uluslararası gaz anl aşmal arında, "al veya öde", maddesi vardır. Bundan kaçını lmaz. Bunsuz bir anlaşmayı hiçbir satıcı yapmaz. Al veya ödeyi biz yerine getirebilmek için elektrik santrallerine ikna edemeyince TEK'i , tabi i sanayiye büyük ağırlık vermek mecburiyetinde kaldık. Çünkü şehirlerde yaptığımız hesaplara göre, fiyat-dengesine göre; 30 senelik bir hesap yapıldı. Bu hesabın hala büyük bir kısmı geçerlidir. Bu hesaplara göre şehirlerdeki kull anı labilecek gaz ki, Ankara ve İstanbul'dur nazari itibara al ınan Ankara'da ilk önce 600 milyon, sonra 750 milyona çıkabilir diye hesaplandı. İstanbul 'a da azami 800 milyon m3 yı lda, verilebilir diye hesapladık. Şehirlerdeki distrübisyona gelince, zamanın hükümeti, BOTAŞ'ın da teklifiyle şehirlerdeki distrübisyonun özel şirketler tarafından yaptırı lması kararını aldı. Çok önemlidir bu, vurguluyorum ve bu karar yazılı olarak belediyelere tebliğ edildi, temasl ara başlanı ldı . İstanbul, Eskişehir, Bursa, İzmit ve Ankara ile temaslar devam etti. Bu şirketlerin teessüsü için bu şirketlerde BOTAŞ'ın hakkı azami o/o 15 olacaktı, o/o 1 5 de belediyelereverilecekti. Çünkü belediyesiz de olmaz gayet tabii şehrin içindeki distrübüsyon diye düşünüldü o zaman, hükümet tarafından ve böylece Mehmet KOYUNCU, Ahmet AKÇAEL ve H. 8. Nezihi BERKKAM Eylul-Ekim'97 Sayı 52

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=