Doğalgaz Dergisi 52. Sayı (Eylül-Ekim 1997)

gerisi de özel sektör tarafından sermaye olarak kullanılacak ve işletilecekti . Maalesef bunu kaydetmek mecburiyetindeyim; iki büyük şehirden büyük bir mukavemet geldi. Bir tanesi, İstanbul Belediyesi, ikincisi de Ankara Belediyesi'dir. Bu özel şirket kurulması hükümetin yazılı emirlerine rağmen belediyelerde görülmedi. Alelacele, Ankara'da EGO'ya gaz dağıtım görevi verildi ve İstanbul'da da İGDAŞ şirketi kuruldu, belediyeler emrivaki yaptılar. Bu çok enteresan bir hadisedir, Türkiye Gaz Sanayinde kaydetmekle kalıyorum. Onları gören diğer küçük şehir belediyeleri de muhtelif sebeplerle, hatta sermayedarlar maalesef söz verdikleri halde özel şirketler kurmayı, bu şirketleri kurmaktan vazgeçtiler, geciktiler. Bunun üzerine 1989 senesinde BOTAŞ, Bursa'daki yatırımı kendisi yapmaya karar verdi. Bugün de BOTAŞ Bursa'da faaliyete geçmiş durumda. Doğal Gazı Belirli, Sınırlı Bir Kaynaktan İthal Ettiğiniz Sürece; Memleketin İçinde Bunun En Efektif Tarzda Kullanmak Mecburiyeti Vardır. Şimdi, bu iki önemli noktadan sonra şunu da belirtmek lazım; bunlar tarihsel hadiseler. Pazarlamada müthiş bir faaliyet göstererek biz, "al veya öde" maddesini tatbik ettirmedik. Sayın arkadaşlar, şunu realize edin ki,Türkiye'mizde ilk defa bu çapta bir gaz, doğal gaz kullanılıyor. Hiçbir pazar emin değil. Sanayicilerimizin nasıl ikna edildiğini o zaman yaşayanlar ve sanayicilerimiz de bilirler. 1 metre mikabı gaz kullanıldığı yerde talep, 100 metre mikabına çıkmaya başlar. Bugün de Türkiye'nin karşılaştığı hadise budur. Yoksa nerede kullanıldığından çok, niçin kullanılmakta olduğuna bakmamız lazım. Her ne kadar doğal gaz, enerji üretiminde randımanı yüksek ise de, her ne kadar temiz ise de herhalde,bir milletin hayatında vazgeçilmez bir kaynak da değildir. Yani, ithal ettiğiniz müddetçe, belirli, sınırlı bir kaynakdan ithal ettiğiniz sürece memleketin içinde bunu en efektif tarzda kullanmak mecburiyeti vard�r, diye inanıyoruz. Bir Model Aranıyorsa, İngiltere'de British Gas'ın Özelleştirilmesine Bakmak Yeterlidir. Bu şartlar altında bugünkü durum nedir, ne olacaktır? Bir kere şunu şiddetle vurgulamak ihtiyacını duymaktayım: 1 989 yılının ilkbaharında 397 sayılı kanun hükmündeki kararnameyi çıkarttık. O zamanki koşullarda bilhassa • belediyelerin de bu tutumunu dikkate alarak, BOTAŞ'ın monopolisinin inhisarının devamı hükümetçe zaruri görüldü. Çünkü, hem fiyat kontrolü hem tevzi kontrolü elinde olma Doğal Gaz Dergisi 80 Article · . . . mecburiyetinde idi. Fakat bugün bu eskimiştir. Arada kaybedilen zamanı telafi etmek için Türkiye, özel sektör imkanından ve yabancı sermaye imkanından maksimum şekilde faydalanmak zorunluluğunu kabul etmiştir. Böyle bir şey olunca, 397 sayılı kararnameyi ya tadil ya da tamamen ortadan kaldırmak icabeder. En pratik mesele Amerika'yı yeniden keşfetmek değil; bugün batı memleketlerinde bilhassa İngiltere'de British Gas'ın özelleştirilmesi'nde hangi yol takip edildi, bir model aranıyorsa ona bakmak yeterlidir. British Gas'da bizim petrol işleri, maden işleri genel müdürlüklerine benzeyen bir kontrol teşkilatı mevcuttur. Enerji Bakanlığı'nca serbest bırakılmıştır, rekabete açılmıştır. Bir Memleketin Enerji Kaynağı, Bilhassa İthal Kaynağı Tamamen Serbest Bırakılamaz. Bu kontrol teşkilatı memleketin genel ekonomisi çerçevesinde fiyatları maksimum veya minumum fiyatları tespit eder, kimin bu sahada faaliyet göstereceğine lisans verir. Böylece işi tanzim etmişler. Bir memleketin enerji kaynağı, bilhassa ithal kaynağı tamamen serbest bırakılamaz. Bunun yalnız sosyal hayatla değil, aynı zamanda bir memleketin ekonomisinin sağlıklı olmasıyla da ilgisi çok kuvvetlidir. Bunu bir model olarak almak da mümkündür. Zannediyorum 3-4 yıl önce hükümetimiz, bir kanun tasarısı hazırladı, meclise sevk edildi fakat kadük oldu. Şimdi yeniden bu Enerji Bakanlığımız tarafından benim son temaslarıma göre Ankara'da tekrar hazırlanmaktadır. İnşallah kısa bir zamanda tahakkuk eder. Zira, ne yaparsanız yapınız off-shore şirketi. Bu bir hile-i şerri'yedir. 397 durduğu müddetçe geçerli değildir. Hiçbir şekilde yetkisini bu şirketlere devredemez. Ne yapıyor? Yine kendisi satın alırmış gibi görünüyor ve öyle devrediyor ve bu da pahalılığa neden oluyor. Çok önemli noktalardır. Onun için bunun tadili birinci planda ele alınmalıdır. İkinci planda söyleyeceğim şudur: Bugünkü durumuna baktığımız vakit; o kadar büyük bir ihtiyaç var ki. Bu ihtiyacın karşılanması için vaktiyle de kaynak çeşitlendirmesi ve bir kaynağa fazla bağlı olmamasına dayanarak Cezayir'den sıvılaştırılmış gaz satın alımı düşünüldü ve senesinin ilkbaharında bu mukaveleyi imzaladık 1988. Marmara Ereğlisi de tabii tüketim merkezine yakın olması dolayısıyla yapılan ekonomik edüdlerde seçilen coğrafi yer orasıydı. Orada bir terminal yapmaya başladık. Sıvılaştırılmış gazla, kurugaz tabir ettiğimiz boruyla getirilen gaz arasındaki fark nedir? Fark, fiyat sorunudur. Bir kere üretici fazla yatırım yapar memleketinde, taşıyıcı inhisar, taşımak inhisara bağlıdır gemileri çok özeldir o özel gemi hem pahalıdır inşaı, hem operasyonu pahalıdır. Bu da pahalılık gösterir. Eylül-Ekim'97 Sayı 52

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=