Doğalgaz Dergisi 73. Sayı (Mart-Nisan 2001)

MAKALE 1. Neden Temiz Enerji Kaynakları? Dünyamızda enerji ihtiyacı her yıl yaklaşık %4-5 oranında artmaktadır. Buna karşılık bu ihtiyacı karşılayan fosil yakıt rezervi ise çok daha hızlı bir şekilde azalmaktadır. En iyimser tahminler bile önümüzdeki 50 yıl içinde petrol rezervlerinin büyük ölçüde tükeneceği ve ihtiyacı karşılayamayacağını göstermektedir. Kömür ve doğal gaz için de uzun süreçte benzer bir durum söz konusudur. Ayrıca fosil yakıtların kullanımı dünya ortalama sıcaklığını son bin yılın en yüksek değerlerine ulaştırmış, yoğun hava kirliliğinin yanı sıra milyarlarca dolar zarara yol açan sel/fırtına gibi doğal felaketlerin gözle görülür şekilde artmasına neden olmuştur. En kısa zamanda önlem alınmaması durumunda yakın gelecekte buzulların erimesi sonucunda deniz kenarındaki birçok şehir sular altında kalacaktır. Bu nedenle insanoğlu fosil yakıt rezervlerinin bitmesini beklemeden temiz enerji kaynaklarına yönelmek zorundadır. Fosil yakıtlar yerine alternatif temiz bir çözümün getirilmemesi durumunda birçok hayvan/bitki soyu tükenecektir. Bu durumda insanoğlunun da yaşam şartları son derece ağırlaşacaktır. Yoğun hava kirliliğinin tehdidi altındaki büyük şehirlerde yüzlerce insan hava kirliliğinden dolayı indirekt olarak hayatını kaybetmektedir. Asit yağmurları yüzünden birçok doğal ekosistemler tamamen ölmüştür. Bu durumda kendini sınırsız tekrarlayan yenilenebilir ve hammadde bağımlısı olmayan enerji kaynakları (güneş, rüzgar, su ve biyokütle gibi) çok kısa bir süre içinde önem kazanacaktır. Dünyanın birçok ülkesinde yeni enerji üretim yatırımları artık temiz enerji odaklı olmaktadır. Örneğin en son Alman hükümeti ülkedeki tüm nükleer santralleri kapatma ve temiz enerjilere yatırım yapma kararı almıştır. Birçok özel araştırma kurumunun hazırladıkları raporlara göre 2060 yılında dünya enerji ihtiyacının yaklaşık o/o60'ı yenilenebilir kaynaklardan karşılanacaktır. Dünya Bankası tahminlerine güneş enerjisi sektörünün ticari hacmi önümüzdeki 30 yıl içinde 4 trilyon USD olacaktır. Ve tüm bu verilerin yanı sıra temiz enerji kaynakları sürdürülebilir özelliğe sahip olup, asla tükenmeyeceklerdir. Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu'nun sürdürülebilir kavramı tamamen "şu andaki ihtiyaçlarımızın gelecek nesilin kaynaklarını azaltmadan karşılanması" felsefesi ile tanımlanmaktadır. Bu demektir ki; yenilenebilir,temiz enerji kaynaklarına geçişle tek kendimiz için değil bizden sonra gelecek birçok nesil için de temiz bir dünya yaratma konusunda ilk adımları atmış olacağız. 2. Rüzgar Enerjisi Rüzgar enerjisi yüzyıllardır insanoğlunun hizmetindedir. Hollanda'dan Amerika'ya kadar birçok farklı coğrafyada rüzgar enerjisi yeldeğirmenleri vasıtası ile u n üretimi ve s u çekme amaçlı kullanılmıştır. Bugün ise modern rüzgar türbinleri rüzgar enerjisini elektriğe çevirmektedirler. Rüzgar türbinleri elektrik hattından uzak yerlerde su seçmek, telekomünikasyon sistemlerinin elektriğini sağlamak veya konutların elektrik üretimini karşılamak amaçlı kullanılabilir.Bu sistemlere güneş panelleri de eklenerek tüm yıl boyunca verimli Do{ı'ol Goz Dergısı 65 Giineş eııerjili ayd111latııuı sistemleri. çalışacak hibrid sistemler kurulmaktadır. Elektrik hattına bağlı uygulamalar içinse çok miktarda büyük rüzgar türbinleri birarada bir rüzgartarlası oluştururlar ve üretilen elektrik interkonnekte şebeke hattına satılır. Günümüzde dünyada birçok elektrik üretim şirketi müşterilerine rüzgar enerjisi ile üretilmiş elektriği sunmaktadırlar. Rüzgar enerjisi kısa vadede Türkiye için en çok ümit vaat eden temiz enerji kaynağıdır. Günlük bir evin ortalama elektrik tüketiminin 1 0kWh/gün olduğunu aklımızda tutarsak, Türkiye'nin ilk etapda kolaylıkla işletmeye alınabilir rüzgar potansiyeli 5000 MW civarında olup bu kurulu güç günde ortalama 35.000MWh/ gün elektrik üreterek, yaklaşık 3.5 milyon evin veya Türkiye nüfusunun dörtte birine yakın olan 14 milyon kişinin elektrik ihtiyacını sağlamaktadır. 3. Fotovoltaik Enerji (Güneş elektriği - Güneş panelleri) Dünya üzerine her dakika düşen güneş enerjisi tüm dünyanın yıllık tüketiminden daha fazladır.Ancak bu sınırsız enerjinin verimli kullanılması yönünde insanoğlunun katettiği mesafe henüz çok küçüktür. 1839 yılında Edmond Becquerel güneş ışığını depolayan bazı maddelerin küçük miktarda akım ürettiklerini gözlemişti. 1950 yılına kadar bu ilginç gözlem laboratuar araştırmaları konusu olmaktan öteye geçememişti. Bu dönemde yarı iletken teknolojisinde yapılan devrimlerden sonra 1 954 yılında dünyanın %4 verimli ilk güneş hücresi üretildi. 1 958 yılında ise bir Amerikan uydusu dünya etrafında dönerken ihtiyacı olan tüm enerjiyi güneşten alarak, güneş panelleri sayesinde ışığı elektriğe dönüştürüyordu. İlk güneş panelinin Watt başına maliyeti 1975 yıllarında 750 USD/Watt civarındaydı. Günümüzde modern bir güneş panelinin çalışma ömrü 40-50 yıl civarındadır. Fiyatları ise 5 USD/Watt'a kadar düşmüştür. Aynen rüzgar enerjisinde olduğu gibi güneş enerjisinde de üretim ancak güneşin olduğu gündüz boyunca yapıldığı için güneş veya rüzgar sistemlerini kısa vadede dizel veya doğal gaz ile takviye etmek en verimli hibrid enerji sistemlerini oluşturmaktadır. Rüzgar ve güneşin birlikte kullanılması da çok akıllıca bir çözüm olarak karşımıza çıkmaktadır. Yöresel farklılıklar olmasına rağmen kışın ve akşamları rüzgardan, gündüzün ve yazın ise güneşten daha fazla verim alınmakta böylece toplam enerjinin homojen dağılımı sağlanmaktadır. Mart - Nıson 2001 Sayı 73

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=