minimum %30 daha fazla arttırılmış olması gerekir. Bunun da sebebinin konvansiyonel cihazların 90/70 °C sıcak sulu sistemde çalışması, yoğuşmalı cihazların ise daha düşük sıcaklıklarda 30/50 °C ya da 40/60 °C'da çalışıyor olmasıdır. Zaten 'eğer bir yoğuşmalı cihazı 40/60 °C veya 30/50 °C çalıştıramıyorsak, o cihaz yoğuşmalı çalışmıyor' demektir. Yani cihaz teknolojisi yoğuşmalı olsa bile, o cihaz konvansiyonel cihaz gibi çalışıyordur ve yoğuşmadan kaynaklı düşük sıcaklıklarda elde ettiğimiz yüksek verimi de kaybediyoruz, demektir. Ya yoğuşma teknolojisiyle bu sistemi çalıştırıp evi ısıtmayacağız, ya da yüksek sıcaklıkta yoğuşmalı kombiyi çalıştıracağız, evimiz ısınacak ve yoğuşmalı cihazımızın % 107 gibi yüksek değerlere ulaşan veriminden feragat etmiş olacağız. Bir başka ifadeyle, kar yağdığı zaman yoğuşmalı kombiyi değil, konvansiyonel kombiyi kullanmış olacağız. Ya da yoğuşmalı kombiyi kullanacağız ama ısınamayacağız. Ya da biz farkında olmadan sistemin nasıl çalışmasına karar veren odatermostatları ya da regülatörler vasıtasıyla sistem konvansiyonel cihaz gibi çalışacaktır. Tüketici burada tercihini ısınmaktan yana kullanacağı için yoğuşmalı kombiyi konvansiyonel kombi gibi kullanacaktır. Boru tesisatı eğer oksijen bariyersizse, mutlaka yeni bir boru tesisat yapılması lazım. Radyatör ve borularla ilgili değişim yapamayacaksak, bu yoğuşmalı cihazı mevcut sistemden bir eşanjör yardımıyla ayırt etmek gerekir. Bunun ayrılması demek; bir eşanjör ve bir de pompa maliyeti demektir. Kaldı ki radyatörlerin kapasitesini artırmak gibi bir durum da söz konusu olacaktır. Bunların hepsi maliyet olarak tüketiciye yansıyacaktır. Sonuçta tüketicinin yoğuşmalı cihaz için ayırdığı bütçe öngörülenden çok daha fazla olmak durumunda kalacaktır. Tabi piyasada gerçekte bu böyle mi oluyor? Hayır olmuyor. Neden olmuyor? Çünkü 54 Doğal Gaz Dergisi 2008 / 141 Muhittin Tekman ve Salih Yaşar ana şirketler ya da satıcılar yoğuşmalı kombi satmak istiyorlar. Ve maalesef bu cihazı satmak istediklerinden ve bu cihazın ön plana çıkmasını istediklerinden tüm bu ayrıntıları göz ardı ediyorlar. Bu; bir taraftan satış için, ya da bu teknolojinin yaygınlaşması için olumlu bir hareket olurken, diğer taraftan birkaç sene sonra tüketicinin karşılaşacağı problemlerin göz ardı edilmesi anlamına geliyor. Bunun için özel şartlar geliştiren şirketler bile bugün artık satış için bu şartlarından vazgeçmiş durumdalar ve 'her tesisata bu cihazı takabiliriz' diyebiliyorlar. Konvansiyonel cihazlarımız bundan 1 0-15 yıl önce takılırken, beyaz eşya yada kahverengi eşya gibiydi. Bir televizyon gibi düşünülüyordu, çünkü çok özel cihazlardı. Evimiz ısınıyordu, sıcak su vardı, dolayısıyla bu cihazlar evin içinde bir birey pozisyonundaydı. Bazen mutfakta, bazen salonda, bazen de koridorda. Şimdi ise artık binalar yapılırken kombi ve tesisat için özel yerler hazırlanıyor. Dolayısıyla proje aşamasında bunun yeri belirleniyor ve onunla ilgili altyapı çalışmaları yapılıyor. Ama 1 5 yıl önce bu böyle değildi. Ayrıca bu konudasağlık açısından da bir problem olduğu söylenebilir. Bir konvansiyonel cihazı yoğuşmalı bir cihazla değiştirmek istediğimizde bazen karşımıza kombinin koridorda ve salonda olduğu durumla karşılaşabiliyoruz. Teknik anlamda belki buraya takılmasında baca sistemi açısından uygun olabiliyor, ama unutmamamız gereken bir konu daha var; o da yoğuşma atık suyu için drenaj yapılması. Bir koridorda veya salonda maalesef atık su gideri olmadığı için bu cihazın oraya takılması ya mümkün değil, ya da amiyane tabirle saçma sapan çözümler bulmak zorunda kalınıyor. Atık suyun atılması lazım, zira asidik bir özelliği var, bu da sağlık açısından zararlı. Bunun için ya evin bazı bölgelerini kırıp, ekstra boru tesisatı yapmak ve kanalizasyona bağlamak lazım, ya da özel saklama kaplarıyla bu atık yoğuşma suyunun biriktirilmesi, daha sonra pompalanması veya bir şekilde tahliye edilmesi lazım. Fakat bu da ek maliyet getirdiği için maalesef yoğuşmalı cihaz takılıyor ve plastik kaplarla yoğuşma suyu biriktiriliyor. Bunun ev içerisinde dökülmesi veya teneffüs edilmesi ise insan sağlığı için oldukça zararlıdır. Bu gibi durumlara da servisin dikkat etmesi ve bu tür tesisatların çalıştırılmaması gerekir. Değişim pazarında en fazla gözden kaçan konu ise güvenlik unsurlarıdır. Cihaz değişiminin bir usta tarafından yapılabileceği kanısı maalesef tüketicilerimizde çok yaygındır. Hatta gaz kuruluşunun haberi olmadan değişimlerin tamamlanması da zaman zaman karşılaştığımız bir durumdur. Bu aşamada güvenlik anlamında üç tane ayak vardır; gaz kuruluşu, yetkili bayi veya mühendis ve servis. Bu duruma servisin diğerlerinden sekse bile mutlaka müdahale etmiş ve engel olmuş olması gerekir. Yani değişiklikyapılmış bir cihazın ilk çalıştırılmasına servis gelmese [>
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=