bile, yarın öbür gün arıza yaptığında gelecek ve durumu fark edecektir. 15 yıl önceki baca standartlarıyla, gaz dağıtım standartlarıyla şimdiki aynı değil. O zaman açılmış olan bir gaz sistemini şu anda kullanabilirsiniz ama değiştirmek istediğiniz de komple, a'dan z'ye kadar dönüşüm tesisatının bugünün standartlarına uygun olması gerekiyor. Bunun için zaten belli standartları da ilk çalıştırmada yapmak lazım. Yapmadıysa zaten zaman içinde yapılıyor ve cihaz belli bir rejime girinceye kadar tasarruflar, harcamalar da değişiyor. Bu olaydan sonra konforlu kullanım başlıyor. Konfordan kastımız; hem ses hem her yerin eşit ısınması vs. işte onuncu yılda bu cihazı değiştirdiğimizde bu ayarları 5 yılda oluşmuş ayarları yapmadığımızda tüketici o eski dediği, eski model dediği, geri teknolojideki konforunu bulamıyor. O zaman ki şikayette 'benim eski cihazım daha az yakıyordu' oluyor. Bugün hemen kabaca hesapladığımızda normal konvansiyonel cihazların verimleri %90-95 civarında, yoğuşmalı cihazların verimleri de % 107 civarında. Aralarında% 12-15 civarında bir verim farkı var. Uygun bir tesisatta bu fark belki de cihazı belirli bir zaman sonra amorti bile edecektir. Ancak bu farkın oluşabilmesi için az önce bahsettiğim radyatör yüzeyinin, sistemin ve tesisatının kapasite anlamında iyi ayarlanması gerekir. Eğer taktığımız yoğuşmalı cihaz 90/70 °C ile çalışacaksa; burada % 1 2- 1 5'Iik verimi alma imkanı yok. Cihazı gerçekten yoğuşmalı kullanırsak biz bu verimi alırız, aksi takdirde alamayız. Yanlış kullanımdan kaynaklı ya da tüketiciyi doğru kullanıma yönlendiremediğimizden kaynaklı, birkaç defa servisin gitmesi ve az önce bahsettiğim gibi yoğuşma eşanjörünün kötü unsurlardan dolayı tıkanması ve değişmesi, bakım ve tamir masraflarını da ortaya koyarsak, maalesef bunlar var olan %1 5'Iik avantajı silebilir. Dolayısıyla değişimi yapan tüketicinin bu avantajı birebir yaşaması oldukça çok zor. Bunun için az önce bahsettiğim önlemlerin alınmış olması gerekiyor. 56 Doğal Gaz Dergisi 2008 / 141 İstanbul'daki dairelerin çoğundayaklaşık 12 kWsaat ısı ihtiyacı vardır. Böyle bir varsayımdan yola çıkarak ayda ne kadar yakıt harcanacağını ve yoğuşmalı cihaz farkını da ortaya koyarak, yaklaşık bir amortisman hesabı yapmak mümkün olabilir. Ama bizim bu hesabı tüketiciye birebirde yapmamızın doğru olduğunu düşünmüyorum. Hele ki basın yoluyla böy l e bir hesap ortaya koymak da çok doğru gelmiyor bana. Sebebi ise İstanbul dediğimiz şehirde 10 - 15 milyon insan yaşıyor ve şu anda 4-5 milyon kombi kullanıcısı var. Tesisat, bina, cihaz anlamında baktığımızda hepsi birbirinden farklıdır. Dolayısıyla tek bir örnekle bu kadar tüketicinin karşısına çıkıp, örneğin; 'yoğuşmalı kombi kullanırsanız ayda 1 O metre küp doğalgaz avantajınız olur, tasarruf edersiniz' demek, son derece yanlış olur. Çünkü tüketicilerimiz sürekli olarak komşunun sayacını okuyor zaten, ya da komşusunun faturasıyla kendi faturasını karşılaştırıyor. Kaldı ki aynı daire, belki aynı cihaz, belki aynı tesisatta bile %1 020 kadar fatura farkları olabilir. Kullanım alışkanlıkları yada alınan servis hizmetleri bunda çok etkilidir. Neden? İşte bunun sebebi şu. Servislerin cihazı ilk çalıştırırken hepsinde aynı tip daire ve aynı tip cihazda aynı tip ayarlarını yaparlarsa problem yok. Ama eminim böyle bir durumda aynı cihaz, aynı tesisat, aynı kullanım mümkün değildir. Bunlardan bir tanesi farklı bile olsa sonuç farklı olur. Tüketici bunları bilmeden servisimize "benim son radyatörüm ısınmıyor" dediğinde, yapılan bir pompa ayarında pompaların devir konumları vardır, bunlardan dahayüksek olanını seçtiğindetesisat aynı enerjiyle daha fazla su sirkülasyonu yaptığı için son radyatörü de ısınıyor. Ama diğer tüketici ise, 'ben o radyatörü ısıtmak için daha yüksek sıcaklığı almam gerekiyor' diye düşünüp, daha yüksek sıcaklıkta o radyatörü ısıtıyorve bunun sonucunda da daha fazla gaz sarfiyatı oluyor. Ya da en basiti 'cihazım ses yapıyor' diye çağırılan bir servis tüketiciye gittiğinde, bacalarla ilgili bazı kısma veya daraltma aparatlarını takıyor yada fan devrini değiştirerek ses problemini gideriyor. Esasında siz servis olarak sesi giderdiğinizi zannediyorsunuz. Aslında servis şunu yaptı; bacayı kısarak normalden daha fazla dışarıya giden sıcak atık gazı, yani ısının dışarıya atılmasını engelledi. Bu da cihazın verimini artırdı. Biz ne yaptık? Ses vardı, ses problemini düzelttik. Ama ses problemini giderirken, yanında da cihazın verimini arttırdık. 100120 °C olan atık gaz sıcaklığını 80 - 100 °C 'ye düşürdük. Neden? Fan daima sabit bir temiz havayı yanma haznesine gönderiyor, oksijen-gaz karışımı yanma meydana geliyor ve oradaki havayı aynı hızla fan geri çekerek dışarıya atıyor. İşte bu hızdan kaynaklı ses için gidiyorsunuz ama sonuçta çok farklı bir işlem yapıyorsunuz, hem sesi gideriyorsunuz, hem de tüketicinin cebine %3- 5 ekonomi koyuyorsunuz. Şimdi aynı cihaz aynı tesisat ama kullanım farklı, algılama farklı ve cihaza müdahaleler farklı. Onun için bunları karşılaştırırken bu durumları göz önünde bulundurmak gerekir. Tüketicimizin cihazına bakalım, kullanım alışkanlıklarına bakalım ve ondan sonra karşılaştırma yapma ve çözüm üretme yoluna gidelim. En doğrusu bu. . Bizim geçen hafta böyle bir durum başımıza geldi ve biz oraya yoğuşmalı cihazı satmaktan vazgeçmek zorunda kaldık. Bu arzu ettiğimiz bir durum değil fakat çözüm sunamıyorsak, biz veya bizim ürünümüzden kaynaklı tüketicinin en ufak bir problemini dahi göz ardı edemeyiz . İşteburada bizim gibi merkez servislerin çok büyük avantajı var. Bazı yetkili servisler zaman zaman bu gibi konuları göz ardı edebiliyorlar. Çünkü teknik bilgiye sahip, yetkin personel bulma konusunda onların daha çok sıkıntıları var. Ana firmalar belli dönemlerde eğitim yapıyorlar ama bir personel o dönemde eğitim görmüşse iyi, ama eğer o eğitim dönemine denk gelmediyse, daha en az 1 sene eğitim göremeyeceği için hem teknik anlamda, hem de yerinde karar verilmesi gereken konularda karar veremiyorlar veya bilgi sahibi olmadıkları için sadece fişi takıp, çıkıyorlar. İşte bu sektörde maalesef bu da yaşanıyor. [>
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=