Doğalgaz Dergisi 155. Sayı (Mayıs-Haziran 2010)

GÜNCEL DOĞAL GAZ DERGİSİ 155 Doþal Gaz Dergisi MayÆs - Haziran / May - June 2010 81 için önemli bir şey- daha önce gazÆnÆ boru hatlarÆyla almayÆ düşünen bazÆ ülkeler “bu LNG ſyatlarÆ bu kadar düştü ileriki projeksiyonlara bakÆnca da fazla yükselecekmiş gibi gözükmüyor, biz de LNG’ye mi yönelmeliyiz” şeklinde düşünmeye başladÆ. Sektörde LNG’ye karşÆ her geçen gün daha fazla daha fazla artan bir ilgi oluşmaya başladÆ. Bu şekilde düşünen ülkeler arasÆnda Almanya ve Fransa örnek olarak verilebilir. Bu bakÆmdan da boru hatlarÆna olan talepte dengeler önemli bir şekilde değişebilir. Bu nedenle de dikkatli olmak gerekiyor diye düşünüyorum. Bir de Polonya, Bulgaristan, Çin Halk Cumhuriyeti, Avustralya gibi birçok ülke ABD’de de ankonvansiyonel gaz üzerine çalÆşmalardan sonra bizde neden olmasÆn düşüncesiyle ciddi bir takÆm jeolojik çalÆşmalar içerisine girdiler. BazÆ ülkelerde özelikle Polonya’da yapÆlan çalÆşmalar neticesinde ilk pozitif sinyaller gelmeye başladÆ ve bu pozitif sinyaller de Polonya hükümeti başta olmak üzere bazÆ ülkelerin bu konuda ciddi adÆmlar atmasÆna neden oldu. Son olarak üretici, ihracatçÆ ve alternatif elektrik teknolojilerini kullananlar için kötü bir haber ama bu sessiz devrimin yansÆmalarÆndan bir tanesi de gaz ucuz olduğu için ve kömüre göre nispeten yarÆ yarÆya karbondioksit emisyonu ihtiva ettiği için kömüre alternatif diğer temiz enerji kaynaklarÆnÆ da baskÆ altÆnda tutmaya başladÆ. Özellikle Avrupa’da yenilenebilir enerji kaynaklarÆnÆ baskÆ altÆnda tutmaya başladÆ. Gaz ſyatlarÆ bu şekilde aşağÆda seyretmeye devam ederse yenilenebilir enerjinin büyümesini engellemeyecek ama yavaşlatabilecektir. Şimdi üçüncü bir konuya geçmek istiyorum o da iklim değişikliği. ArtÆk iklim değişikliği ve enerji politikalarÆnÆn birbirinden ayrÆ düşünmek imkânsÆz. Hatta bazÆ ülkeler Enerji BakanlÆklarÆnÆn isimlerini Enerji ve Çevre BakanlÆğÆ olarak değiştirdiler. BazÆlarÆ örneğin Danimarka daha da ileri gidip İklim ve Enerji BakanlÆğÆ olarak değiştirdi. KÆsacasÆ tüm dünyada iklim ve enerji kavramlarÆ iç içe geçti. Mevcut enerji politikalarÆyla Çin ve Hindistan’dan gelen enerji ile dünya ÆsÆsÆnÆn önümüzdeki yÆllarda ortalama 6 derece artacak. Dünya liderleri Kopenhag’da toplanarak bu 6 derecelik ÆsÆ artÆş oranÆnÆ nasÆl en aza indirebileceklerini tartÆştÆlar. Bunu gerçekleştirebilmek için de enerji sektöründe çok büyük bir değişimin olmasÆ lazÆm. Çünkü iklim değişikliğine yol açan sera gazlarÆnÆn 3’te 2’sinden enerji sektörü sorumlu. Demek ki iklim değişikliğine bir çözüm bulmak isteniyorsa öncelikle enerji sektöründe değişiklik yapmak gerekiyor. Karbondioksit emisyonlarÆnÆ azaltmak için 4 tane politika son derece önemli. Birincisi enerji verimliliği. Türkiye’de hem hükümetin hem de özel sektörün bu konuda çok fazla çalÆşmalarÆ var. Enerji verimliliğini artÆrmak için enerji sektörünün tamamÆnda köklü değişmeler olmasÆ lazÆm. Küresel ÆsÆnmayÆ 2 derece ile sÆnÆrlÆ tutabilmek için iki sektör çok önemli. Bunlardan birincisi elektrik üretim sektörü, ikincisi de araştÆrma sektörü. Nükleer enerji ile ilgili de birkaç şey söylemek istiyorum. Şu anda dünyada 54-55 tane nükleer enerji santrali inşasÆ var. BunlarÆn büyük bir kÆsmÆ OECD dÆşÆnda yer alan Çin, Hindistan, Rusya, Japonya gibi ülkelerde yer alÆyor. Bu konuda Avrupa’da önemli bir değişim yaşanÆyor. Daha birkaç yÆl önce nükleer enerjiden uzaklaşalÆm diyen ülkeler ſkirlerini değiştiriyorlar. Örneğin İtalya’da 1992’de referandumla Anayasa’da nükleer kullanÆlmayacaktÆr diye bir ifadeye yer verildi. Şimdi İtalya’da tamamÆyla bir U dönüşü yaşanÆyor. Mevcut mevzuatÆ değiştirip nükleer enerjiye geçmek için hazÆrlÆklar yapÆlÆyor. Yine Belçika, İsveç’te de aynÆ şeyler yaşanÆyor. Bu nedenle nükleer enerjinin yenilenebilir enerjiyle birlikte iklim değişikliği politikalarÆnda çok önemli bir rol oynayacağÆnÆ düşünüyorum. İkinci ve son olarak da eğer iklim değişikliği konusunda önemli adÆmlar atÆlacaksa değişmesi gereken ikinci sektör ise ulaştÆrma sektörü. Burada da büyük bir değişim olmasÆ lazÆm. Avrupa Birliği’nden örnek vermek gerekirse AB’de satÆlan her 100 arabanÆn 99’u içten yanmalÆ motorlardan oluşuyor. Sadece 1’i ya hibrid ya elektrikli. Eğer biz AvrupalÆlar iklim değişikliği politikalarÆ konusunda ciddiysek 2030 yÆlÆnda Avrupa’da satÆlan her iki arabadan birinin yeni teknolojiye sahip olmasÆ lazÆm. Size şunu söyleyebilirim ki en azÆndan 3-4 tane Avrupa ülkesinde elektrikli arabalara karşÆ çok ciddi yatÆrÆmlar ve devlet sübvansiyonlarÆ var. Mesela Fransa’da çok yakÆnda kanun çÆkacak, elektrikli araba alanlara 5 bin Euro devlet yardÆmÆ olacak. Almanya bu konuda çok hÆzlÆ adÆm atan ülkelerden bir tanesi. Danimarka ve İsrail gibi bazÆ ülkeler bu konuda işin başÆnÆ çekiyorlar. Son olarak şunu söylemek istiyorum. Finansal kriz bittiği ve dünya ekonomisi eski ivmesini yakaladÆğÆ zaman dünya enerji tüketimi de hÆzla büyüyecek ve enerji arzÆ tekrar gündeme gelecek. Çünkü politikalarda önemli bir değişme olmadÆ. Son iki yÆl içerisinde eğer talep hÆzlÆ bir şekilde artarsa petrol üretimi konusunda yeteri kadar aktif olunmamasÆnÆn cezasÆnÆ tüm dünya olarak çekebiliriz. Bu konuda gerçekten önemli kaygÆlarÆm var.

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=