Doğalgaz Dergisi 36. Sayı (Ocak-Şubat 1995)

• esneklik getirmelidir. Madem ki Türkiye bir elektrik darboğazına doğru yol almaktadır, o zaman özel kesimi azami ölçüde enerji sektörüne yatırım yapmayaözendirmekgereklidir. Bunun için, otoprodüktör grubunun yurt içinden ve dışından kendine sermayedar ortak almasına veya değişik üretim alanlarında faaliyet gösteren şirkeclerin biraraya gelerek bir otoprodüktör grubu teşkil etmelerine izin verilmelidir. Kanımızca, bu yoldakı mevzuat değişikliği hiç vakit kaybedilmeden yapılmalıdır, zira yumurta kapıya dayanmış durumda... □Doğal gaz arzı ve fiyat istikrarı: BOTAŞ' ı temsilen panele katılan Sayın Gülseren KAMÇICI, kojenerasyonun tesislerinin %80 verimlilikle çalıştıkl arını, bu yüksek verimliliğin memnuniyet verici olduğunu, ancak bir hayli doğal gazla elektrik üretimini öngören projenin gaz talebiyle karşılaştıklarını, BOTAŞ'ın mevcut arz imkanlarıyla tüm bu projelerin talebini karşılamasının mümkün olmadığını belimi. Sayın KAMÇICI, halen Rusya'dan yılda6 milyar metreküp, Cezayir'den de 2 milyar metreküp gaz alındığını, oysa Türkiye'nin ihtiyacının bu rakamların hayli üstünde olduğunu, BOTAŞ'ın ihtiyacı karşılamak için yoğun çabalarda bulunduğunu, Türkmenistan, İran, Katar ve Nijerya'dan gaz alımı hususunda yoğun girişimler sürdürdüğünü, ancak bunların 2000 yılından önce semereli olamayacağını kaydetti. K.AMÇICI, bu söylediklerinin karamsarlığa yol açmaması gerektiğini, zira orta vadede gaz darlığı problemini çözmek için mevcut arz kaynaklarından alınan gaz miktarının arttırılması hususunda görüşmelerin sürdürüldüğünü ve bunların başarıyla sonuçlanacağından umudu olduğunu söyledi. Bu durumda, K.AMÇICI, BOTAŞ'ın kendisine başvuranlara, şu andaki imkanlarıyla ancak l 996'ya kadar tesislere gaz verileceğini söylediğini, 1996 yılından sonraki dönem için ise o günün gaz koşullarına göre gaz tahsisine gidileceğini belirttiğini kaydetti. Sayın KAMÇICI gaz fiyacları hakkında da şu görüşü ortaya koydu: "Bir süre sonra arz miktarını arttırdığımız zaman fiyacların da artması beklenmelidir. Burada söylenenlerin aksine, satış fiyaclarımız istikrarlıdır. Fiyaclarımızı etkileyen üç temel unsur var: 1. gaz alım fiyatımız, 2. dolar kurundaki değişiklik, 3. rekabet edilen diğer yakıdarın fiyat düzeyi." Bu görüşlere karşılık olarak şu eleştiriler dile getirildi: 1. Gazın sürekli olarak temini konusunda derin endişeler mevcut. Zira BOTAŞ gaz verdiği tesislerle bir yıllık mukavele yapıyor. Bu du- o DOĞAL GAZ DERGİSİ SAYI 36 rum kojenerasyon sistemlerinin kurulması hususunda özendirici bir ortam yaratmıyor. Mukavele süresi uzatılmalı ve makul düzeye getirilmeli. 2. BOTAŞ'ın gaz fiyatını nasıl belirlediği tamamıyla açık değil. Bu fiyatın nasıl oluştuğu bilinmeli. Bu iki noktada sarahat olmaz ise kuracağınız bir tesise ilişkin hesapları yapmanız mümkün olmaz. BOTAŞ uzunca vadede bir fiyat verebilmeli. 3. Doğal gazın tahsisinde öncelikler açıklıkla belirlenmemiş. Sayın KAMÇICI'nın bu noktalar üzerindeki açıklamaları şöyle oldu: "Değişen pazar koşullarına göre BOTAŞ'ın sarış koşullarını devamlı adacpe etmesi gerekiyor. Uzun vadeli bir mukavele yapıldığı takdirde fiyacları pazar koşullarına göre ayarlamak zor. Ancak, bir yıllık mukavele yapılması tesise verilen gazın keyfi olarak BOT AŞ tarafından kesilebileceği anlamına gelmiyor. Fiyaclarımızın oluşumu ise biraz önce belirttiğim üç unsurun etkisinde... BOTAŞ'ın ticari bir kuruluş olduğu ve zararına çalışamayacağı dikkate alınmalı. Bir-iki yıllık sözleşme yapmamız, BOT AŞ' ın bu süresonunda gazı keseceği anlamına gelmiyor." Sayın KAMÇICI, her ne kadar BOTAŞ'ın politikasını cansiperane savunduysa da, bu politikada kocaman siyah delikler olduğu da bir gerçek. Bizim kanımızca, Sayın KAMÇICI'nın fiyatın oluşmasında dikkate alındığını belerttiği üç maliyet unsurunun oynak niceliğine rağmen fiyaclara daha orta vadeli süreler için istikrar getirilmesi mümkün olabilir. Ayrıca, BOTAŞ'ın doğal gazın piyasaya arzedilebilecek tüm miktarını, bunun halihazır tahsis dökümünü ve yapılan planlamaya göre ne kadarının sanayie, ne kadarının tüketiciye tahsis edilmesinin tasar !andığını periodik olarak açıklaması yararlı olacak ve kuruluşun politikalarına şeffaflık fıe tutarlılık getirecektir. BOTAŞ ne kadar ciddiyecle çalışan bir kuruluş olursa olsun, bu belirttiğimiz alanlarda açıklığa ve şeffaflığa yönelmedikçe "keyfi" hareket ettiği yolunda eleştirilere maruz kalacaktır. Buna ilaveten, gaz temini konusunda piyasada kuvvecli tereddücler mevcut. "1996'dan sonra ne olacak?" sorusu, kojenerasyonla elektrik üretimi alanına yatırım yapmayı düşünenler üzerinde caydırıcı bir etki yapıyor ... Bu durum, hükümetin stratejik bir karar almasını gerektiriyor. Bu da, eğer 199J 'de karşılaşılması kaçınılmaz olarak görünen elektrik darboğazı aşılmak isteniyorsa, bu takdirde doğal gazın sanayie tahsisine ağırlık vermek gerekeceğidir. BOT AŞ, bu yoldaki bir kararı hiç vakit geçirmeden hükümete onaylacmalı ve

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=