Doğalgaz Dergisi 41. Sayı (Kasım-Aralık 1995)

o ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• yönüyle uğraşıyorum. 1983 yılından itibaren, BOTAŞ'ca çalışıyorum ve geçmişten itibaren doğal gaz ile ilgili yetkilerin BOTAŞ'a verildiğinden itibaren konuyu biliyorum. Bugüne kadar açıklanmayan bazı şeyleri açıklayacağım. Doğal gaz alım satım anlaşmaları veya doğal gaz ithalatı iki tarafıda bağlayan bir akit. Doğal gaz alımıyla 1982 yılında ciddi müzakereler yapıldı, 1983 yılında biz BOTAŞ'ta doğal gaz kullanım etüdünün master planını başlattık. 1984 yılı Ağustos ayında Sovyetler Birliği'ne gidildi. Bir anlaşma taslağı olarak parafe edildi. Daha sonra Eylül veya Ekim ayında Sovyerler Birliği heyeti Türkiye'ye geldi, müzakereler yapıldı. Ancak Türkiye'de bu anlaşma yapılsın mı, yapılmasın mı, imzalansın mı imzalanmasın mı denildiği sıralar BOTAŞ kendi içine kapandı. Çeşitli devlet kuruluşlarınca hazırlanan fızibiliteler dışında, BOTAŞ'ın içinde de bu çalışmalar son derece sıkı nıculdu. Hatırlayınız o sıralarda her iki günde bir Trakya'da çıkartılan gazımız olduğu yönünde haberler çıkıyordu. Hatta bu gazlar havaya verilir, yakılırdı. Büyük bir devletin ticari müşaviri, konsolos yardımcı ları bu gazın nerede kullanılacağını öğrenmek için BOTAŞ'ı ziyarete gelirlerdi. Bunlar gerçekten hükümeti doğal gaz kullanımı ndan döndürecek çalışmalardı. Ancak dönülmedi ve hükümerlerarası anlaşma imzalandı sonrada sıra BOTAŞ'ı ticari olarak bağlayıcı anlaşmalara geldi. Doğal gazın Türkiye'ye gelmesi şöyle oldu: Boru ham bitti, hatırlıyorum 30 Mayıs 1987 tarihiydi. Radyodan ve TV'den Türkiye'ye doğal gazın girdiği söylendi, aslında girmemişti, gelebilecek olanların da sınıra 30 km. mesafede olduğu, yarım günde gelebileceği söylendi. O zamanki genel müdür ile ben bizzat Bulgaristan sınırına gidip sınır kulesinden beyaz bayrak çektirip oradaki Bulgaristan yetkilisini de sınıra çağırıp müzakere yaptık ve Bulgarlar vanayı açmadılar. 87 yılındaki TürkBulgar ilişkilerini hatırlayınız. Bunların hepsi gizli tunılan, kamuoyuna yansıtılmayan şeylerdi. Daha sonra o müzakereler sonucunda ayın 2'sinde vana açıldı ve gaz gelmeye başladı. Sovyetler Birliği çok üst düzeyde konuya el arcı. Biz İran ile müzakerelere başladık yine aynı havayı Türkiye'de hissetmeye başladım. Basında; bakanlıkta belli görüşte bürokratlar olduğuna ilişkin haberler çıkmaya başladı. Oysa olay tamamen teknikti. Dünyanın doğal gaza sahip ikinci büyükülkesi doğal gazvermek istiyor biz de onun komşusuyuz, doğal gaza ihtiyacımız vardı, almak istiyorduk. Bazı şeyler maalasef açıklanamıyor. Çünkü siyasi boyutları olan devletlerarası politikalar kapsamına giriyor. Nijerya'dan LNG için gelenler önce önümüze gizlilik anlaşması koydular. "Sizinle müzakereler yapacağız, bunlar sonuçlanıncayakadar hiç bir şekilde bizde LNG alacağınızı açıklamayacaksınız, çünkü biz satmak için başkalarıyla da görüşüyoruz, eğer ıınlaşamasak da üzerinde görüştüğümüz metinleri açıklamayacaksınız." dediler. Bunlar aslında kasti olaylar değil. Kararla görüşüyoruz ama oradaki müzakereleri ve maddeleri gizii tutan bir anlaşma var. Her ülkenin kendine özgü şartları var. Bir ülkeye belli fiyat ve şartlarla sarabilirsiniz ama başka bir ülkeye daha farklı koşullarda satış yapabilirsiniz. Bu nedenle şartlar sürekli açıklanamamaktadır, bu durum sadece Türkiye'ye özgü değildir, bütün ülkelerde böyledir. Bir tek ABD'de açıktır. Alıcı ve satıcı karşılıklı birbirine bağlanmaktadır. Alıcı açısından asgari alım,satıcı açısından da belli miktarda doğal gazı verme taahhütü vardır. Özelleştirmenin yapılması ve doğal gaz ithalatının serbest bırakılmasından söz ediliyor. Serbest bırakılır ama Türkiye'nin etrafında bol miktarda gaz yokki üçüncü tarafların boru hattından rahatça taşıma yapmaları dediğimiz third access olayını getirelim. Ortada hiç bir şirket yok, sonunda boru hattı yapılması için devlete ve kamu şirketine geliniyor, boru hattı yapılıyor, şirket risk alıyor, sonra olayın karlı olduğu görülüyor, ilgili ülkelere ((iiı DOĞAL GAZ DERGİSİ SAYI 41 gidilip "Sizi kandırıyorlar, çok zarar ediyorsunuz. Biz sizi ortak yapalım. Bu gazı Türkiye içinde çok daha karlı sararız." deniliyor. O zamanda bizim gaz alma müzakerelerimiz sekteye uğruyor. Bu tür olayların sektör açısından ne alıp ne götüreceğini ciddi şekilde değerlendirmemiz lazım. Çünkü doğal gaz yoksa hiç bir şey yok, bu çok açık. Bunu 23 senedirsüreklivurgulamaya çalışıyorum. 6 milyar m' Rusya'dan, 2 milyar m3 Cezayir'den LNG karşılığı olmak üzere 8 milyar m''lük bir anlaşmamız vardı. Bu sene Cezayir ile 1 milyar m3'lük biranlaşma daha yaparak miktarı 9 milyar m3'e çıkardık. 1 milyar ın3'lük bir opsiyonumuz daha var, belki 10 milyar m3'e çıkacak. Ancak şu anda kontrata bağlanmış gaz alım miktarı 9 milyar m3, onun dışında kontrata bağlanmış miktar yok. Hükümetlerarası anlaşmalar var, İran gazı için son aşamaya gelindi. Ancak o projelerde bir yavaşlama hissediyorum. Projenin kendi konumuna göre ağustos ayında ihaleye çıkmamız gerekir ki 1999 yılında İran doğal gazını alabilelim. Bunun dışında örneğin TÜSİAD'ın kamuoyuna bir çok raporu oluyor, bunlar tartışılıyor. DOSİDER de doğal gaz politikaları hakkında çeşitli raporlar hazırlayıp bunları kamuoyunda tartışmaya açsın. Herhalde önümüzdeki yıl bu çalışma yapılacaktır. Biz de isteyen kuruluşlarla anlaşmalarımız çerçevesinde verebileceğimiz bilgileri aktarıyoruz. BOTAŞ'ın durumuna da iyi bakmak lazım. Önce 350, sonra 397 sayılı kanun hükmündeki kararnamelerin getirilmesindeki remel prensip BOTAŞ'ın yaptığı yatırımları korumak ve doğal gaz sektörünü bir miktar disipline etmekti. Ancak şehir kullanımları içinde belirli bir serbestlik getirildi. Sermaye şirketleri kurulsun dendi ancak kamın hükmündeki kararnameye uygun bir sermaye şirketi maalasefkumlmadı. Sonunda Eskişehir ve Bursa için BOTAŞ'a görev verildi, belki başka şehirler içinde verilecek. Birde İZGAZ kuruldu. Bence EGO veya İGDAŞ'ran farklı bir şirket değil. Doğal gaz enstitüsü veya kurumu kurulabilir ama bunun çerçevesini çok iyi çizmemiz lazım. Bugün Türkiye'de elektrik kullanılıyor, bir TEAŞvar. TEK devardıama anonim şirket gibi vardı, belediyelerin, mühendis odalarının standartlarının katkısıyla oluşan bir şirket değildi. Bence olay BOTAŞ'ın organizasyonundan geçiyor. BOTAŞ, petrol ve ürün taşımacılığı ile doğal gaz taşımacılığı ve ticareti yapan iki amaçlı

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=