rezervi ve üretimi olan kaynaklar değil, varolmayan ithal edilmesi gerekli kaynakların kullanımı öngörülebilir. Ancak mikro bazda ekonomik görülmese bile yurriçi kaynakların kullanımının geliştirilmesi bazen zorunlu olabilir. Karmadeğer ve istihdam yaratması, yerli sanayiinin gelişmesine imkan tanıması ve daha az döviz gerektirmesi ise yurriçi kaynakların sağladığı avanraj!ardan bazılarıdır. Sistem açısından gerekli olsa dahi, döviz yetersizliği ithalattaki fiziki güçlükler dış pazarlardaki sorunlar, taşıma ve boşaltma yetersizlikleri gibi nedenlerle bu kaynakların sağlanması mümkün olmayabilir. Çevresel yaptırımlar nedeniyle bazı enerji kaynaklarının maliyetleri yükselmekte dolayısı ile pazar avantajlarını kaybetmektedirler. "Farklı ve alternatif enerji kaynakları yurciçi üretim ve sektörde kullanım olasılıkları şöyledir" Taşkömürü: En bi.iyi.ik üretim havzamız, Bacı Karadeniz'de Ereğli'den Bartın'a kadar uzanan Zonguldak havzasıdır. "Taşkömi.iri.i ağırlıklı olarak demir-çelik sektörüne tahsis edilmektedir." Tespit edilen coplam değeri 1 .3 milyar con civarındadır. 1990 yılında yurriçi üretim 3.0 milyon ron civarındadır. Bu miktar talebi karşılamaktan uzak olup, halen yılda 5 milyon ron raşkömüri.i ithal edilmektedir. Yurciçi caşkömi.iri.i üretiminin 2000 yılında 2.5 milyon tona, 2020 yılında 2.0 milyon cana düşeceği tahmin edilmektedir. Linyit: Linyit kaynakları miktar olarak önemli ancak kalite olarak yetersizdir. Tespit edilen roplam 8.3 milyar tonluk rezervin %63 gibi bir bölümü düşük kalorilidir. Çoğunlukla termi k santrallerde kullanılmaktadır. Heni.iz işletmeye açılmamış yarakların ti.imi.ini.in de elektrik üretiminde kullanılması planlanmaktadır. Petrol: Petrol üretimi 3.5 mi lyon ton civarındadır. Yurriçi petrol üretiminin 2000 yılında 4 milyon, 2010 yılında 5 milyon tona ulaşacağı ön-görülmektedir. Doğal Gaz: Yurriçi doğal gaz i.ireri mının 2000'li yıllarda önemli oranlarda artış göstererek 2000 yılında 0.8, 2005 yılında 1.5, 2010 yılında 2.5 milyar metreküpe ulaşması öngörülmektedir. Jeotermal Enerji: Yurtiçi doğal gaz üretiminin 2000'I i yıllarda önemli oranlarda artış göstererek 2000 yılında 0.8, 2005 yılında 1 .5, 201 O yıl ında 2.5 mi lyar metreküpe ulaşması öngörülmektedi r. Jeotermal enerjinin 2000'li yıllarda, elektrik santralleri dışında, konutlarda ve sanayide de kullanıma gireceği öngörülmektedir. Bugünkü roplam termal potansiyelin (2250 MW) ancak 160 MW gibi bir kısmı bina ve sera ısıtmacılığında kullanılmakradır. Yenilenebilir Enerji Kaynakları: 2000'li yıllarda özellikle güneş enerjisinden daha büyük oranlarda yararlanılması öngörülmektedir. Halen sadece sıcak su elektrik için kullanılan güneş enerjisinin ısırmada ve sanayide kullanımı mümkün olacaktır. Rüzgar enerjisinden ise kırsal kesimde çok önemli oranlarda olmasada yararlanılabileceği düşünülmektedir. -Bütün bu kaynakların elde edilebilirliği, üretim ve ithalat imkanları üzerinde önemle durulmalıdır. Kömür kaynakları uzun dönemde sorun yaratmayacak kadar boldur. Ham petrol irhalacında, Orradoğu i.ilkelerinn yanısıra, Azerbaycan, Kazakistan, Rusya, Türkmenistan yeni alrernacifkaynak oluşturacaktır. @ DOĞAL GAZ DERGİSİ SAYI 41 Halen barı ülkelerinde 270 milyar m3 olan doğal gaz tüketiminin, 2000 yılında 3 50390 milyar m3, 2010 yılında da 370-450 milyar m3'e yükseleceği rahmin edilmektedir. Önümüzdeki yıllarda, daha remiz yakılabilen veri mi yüksek enerj i kaynaklarına doğru kayış olacaktır. Bu yaklaşımla, doğal gazın sanayide ve konutlarda çok daha fazla enerji arzına karılacağı düşünülmelidir. Çünkü oprimal santral sistemi 2000'lerde büyük miktarda doğal gaz kullanımı öngörmektedir. Elektrik sisteminin ihtiyaçlarının karşılanması için doğal gaz bağlantılarının sağlanması bir zorunluluk olarak orraya çıkmaktadır. Kullanımı verimli, daha az çevre kirliliği yaratan, düşük, karbon, kükürt ve azoroksir emisyonları olan bir enerji kaynağı olması nedeniyle , sanayi ve konutlardaki ilave enerji ihtiyaçlarının da doğal gaz i le karşılanması beklenmektedir. Sanayide bugün meralurj ik kok dışındaki yakıt talebinin yaklaşık %1 l ' ini karşılayan doğal gazın 2000 yılında %23'lük bir paya, 2010 yılında ise %35 ' l ik bir paya sahip olması öngörülmektedir. Buna karşılık petrol i.irünlerinin sanayi yakıt talebindeki %39 olan payı %35'e inmektedir. Linyitin payı %29'dan - %10'a, raşkömürünün payı %15'den %7'ye düşerken kok kömürünün payı ise %5'den %12'ye yükselmektedir. Konutlarda ise doğal gazın payı %3'den %30'a yükselirken, linyitin payı %35'den % l 7'ye petrol ürünlerinin payı ise 47'den %35'e düşmektedir. Jeotermal ve güneş enerjisinden 2010 yılında %7'lik bir katkı sağlanacağı kabul edilmektedir. Bu çerçevede, 1990- 2010 yılları arasında kaynaklar arasında en büyük talep artışları yenilenebilir enerji kaynakları ile doğal gazda izlenmekeredir. Doğal gaz talebi 1990 yılında 3. 1 milyon tep. den yılda ortalama % 1 1-13 arasında artarak, 2000 yılında %11-13 ve 2010 yılında 28-38 milyon tep. arası değerlere ulaşacaktır. Bugün için enerji arzına çok düşük katkısı olan yenilenebilir enerji kaynaklarının 2000 yılından sonra enerji arzına 2-3 milyon tep katkısı olacaktır. . .
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=