Doğalgaz Dergisi 151. Sayı (Kasım-Aralık 2009)
47 Doğalgaz Dergisi Kasım-Aralık / November-December 2009 Doğal Gaz Dergis Kasım-Aralık / November-Dec mber 2009 GÜNCEL DOĞALGAZ DERGİSİ 151 dır. 2030’a kadar, OECD üyesi olma- yan ülkelerin çoğunda talep büyü- meye devam etmektedir, ancak bazı bölgelerde, 2020’den sonra düşüş görülmektedir. Doğalgaz kullanım ve- rimliliğini arttırmak ve düşük karbon teknolojilerini teşvik etmek suretiyle alınan ve enerji tasarrufu gerçekleş- tirmeyi hedefleyen tedbirler doğalgaz talebini azaltmaktadır. Bu durum, doğalgazın elektrik üretimi ve nihai- kullanım uygulamaları anlamında, daha yüksek olan karbon fiyatları ve kanuni araçlardan kaynaklanan, kö- mür ve petrole karşı olan rekabet gü- cünü fazlasıyla bastırmaktadır. OECD ülkelerinde doğalgaz talebi genel ola- rak, tahmin döneminin yaklaşık orta- larında tepe noktasına ulaşmakta ve sonra, yatırımlar temel olarak yenile- nebilir yakıtlara ve nükleer kapasiteye kaydıkça, 2030’a doğru azalmaktadır. Büyük oranda doğalgazın kömüre karşı rekabet gücünün artması sebe- biyle, ABD analiz döneminin son on yılında, Referans Senaryoda olandan daha fazla bir doğal kullanımı ile karşı karşıya olmaktadır. Doğalgaz Kaynakları Çok Büyüktür Ancak Bunların Değerlendirilmesi Daha Zorlu Olacaktır Her ne kadar uzun vadede yeni kay- nak geliştirme maliyeti artacak olsa da, dünya’nın geri kalan doğalgaz kaynakları 2030’a kadar ve sonrasın- da görülebilecek talep artışını kolayca karşılayabilecek büyüklüktedir. Kanıt- lanmış doğalgaz rezervleri 2008 sonu itibari ile kürsel olarak 180 tcm sevi- yesindedir ve bu, mevcut kullanım oranları ile yaklaşık 60 yıllık doğalgaz üretimine eşittir. Rezervlerin yarıdan fazlası sadece üç ülkededir: Rusya, İran ve Katar. Geri kalan tahmini çı- kartılabilir doğalgaz miktarı ise çok daha fazladır. Uzun dönemde çıkar- tılabilir toplam doğalgaz kaynağı bü- yüklüğü 850 tcm’den fazla olarak tah- min edilmektedir (halihazırda ortaya konulmuş ticari üretim için kullanılan kaynak kategorilerini içermektedir). Konvansiyonel olmayan doğalgaz kaynakları- temel olarak kömür yata- ğı metan, sıkı gaz (düşük geçirgenli- ğe sahip rezervlerden) ve tortulu şist gazı – bu toplamın yaklaşık %45’ini meydana getirmektedir. Bugüne ka- dar, sadece 66 tcm doğalgaz üretil- miştir (veya alevlenmiştir). OECD üyesi olmayan ülkelerin top- lamda, 2007 ila 2030 yılları arasında tahmin edilen doğalgaz üretiminin neredeyse tamamından sorumlu ol- ması beklenmektedir. Mutlak değer anlamında Orta Doğu üretim (ve ih- racat) anlamında en büyük artışı gör- mektedir: bu bölge en büyük rezerv- lere ve özellikle doğalgaz petrol ile birlikte üretildiğinde en düşük üretim maliyetlerine sahiptir. İran ve Katar üretimdeki artışın büyük kısmından sorumludur. Afrika, Orta Asya (ve özellikle Türkmenistan), Latin Ameri- ka ve Rusya da üretimde ciddi artışlar görecektir. Tahmin dönemi boyunca bölgeler arası doğalgaz ticaretinin ciddi oranda artması beklenmektedir. Bu artış Referans Senaryoda 2007 yılında 677 bcm’den 2030 yılında yaklaşık 1070 bcm’ye ve 450 Senar- yosunda, 900 bcm’den biraz fazla bir seviyeye artıştır. OECD Avrupa ve Asya-Pasifik, her iki senaryoda da, ithalat miktarlarında bir artış görmek- tedirler. Mevcut doğalgaz sahalarından üre- timdeki azalma oranı, tahmin edilen talebi karşılamak için gerekli olan yeni kapasite ve yatırımın miktarını belirlemede en önemli faktördür. Yak- laşık 600 sahanın (dünya üretiminin yaklaşık %55’ine denk gelmektedir) doğalgaz üretim trendlerinin saha bazında tarihsel ve detaylı bir anali- zi, kaynakların tükenmesi sebebiyle, dünyanınmevcut üretim kapasitesinin yaklaşık yarıya yakınının yerine 2030 yılı itibari ile alternatif bir üretim kapa- sitesi bulunmak zorunda kalınacağını işaret etmektedir. Bu, mevcut Rusya üretiminin iki katına eşittir. O tarihte, Referans Senaryoda, mevcut üretim sahalarına yapılan yatırıma rağmen, toplam üretimin sadece üçte biri bu üretim sahalarından gelmektedir. En yüksek seviyelerine ulaştıktan sonra doğalgaz üretim sahalarındaki üretim seviyesi düşüş oranları büyük saha- lar için daha düşük ve aynı boyutta- ki kıyı sahalarına kıyasla, kıyı ötesi sahalarda daha yüksek olmaktadır. Üretim seviyesi anlamında dünyanın en büyük doğalgaz sahaları olan sa- haların gözlemlenmiş olan ortalama, tepe-noktası sonrası düşüş oranı, %5.3’tür. Bu rakamlara ve tüm dün- yada doğalgaz sahalarının boyut ve yaş dağılımlarına yönelik tahminlere dayanarak, tepe-noktası sonrasında tüm sahalar için global üretim-ağırlıklı azalma oranı %7.5’tir ve bu randa petrol sahalarında elde edilen oran ile neredeyse aynıdır. Konvansiyonel Olmayan Doğalgaz Kuzey Amerika ve Diğer Bölgelerde Oyunun Kurallarını Değiştirmekte ABDveKanada’da özellikle son üç yıl- da, konvansiyonel olmayan doğalgaz kaynaklarının hızlı şekilde gelişmesi, doğalgaz piyasası için olan beklenti- leri hem Kuzey Amerika hem de dün- yanın diğer bölgeleri açısından ciddi değişikliğe uğratmış bulunmaktadır. Özellikle hidrolik çatlatma ile birlikte kullanılan yatay kuyu sondajı olmak üzere yeni teknolojiler, konvansiyonel olmayan kaynaklarda – özellikle killi şist- ulaşılan kıyı başına düşen üret- kenliği arttırmış ve üretim maliyetlerini düşürmüştür. Arza yapılan bu katkı ve de beraberinde ekonomik kriz sonra-
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=