Doğalgaz Dergisi 7. Sayı (Nisan 1990)

28 da bu kayıplar yüksektir. Z~, yanmamış karbon kaybının nedeni brülörclür. Brülör bir makina olduğuna ve% lOO'den az bir randımana sahip olduğuna göre ateşlediği tüm yakıtı tam anlamıyla yakamıyor demektir. Alev çekirdeği ucuna kadar yanmadan gelebilmiş bir karbon partikülünün ise, yanma odası tek geçişli klasik tipte bir kazanda, borulara girdiği anda yanma ihtimali kalmamakta ve kurum şekline dönüşerek cidara yapışmaktadır. Döküm, Dansk ve Skoç tipi kazanlarda bu tip kayıplar mevcut olmasına rağmen radyasyon kazanı diye bilinen RAYOL yanma prensibine göre dizayn edilmiş kazanlarda bu kayıp pratik olarak yoktur. Prensip itibarıyla duman gazları alev ucundan geri dönüp tekrar alev çekirdeklerine ulaştıklarından yanmamış karbon bulunmayacağından bu kayıp sıfırdır. Za, baca gazları duyulur ısı kaybı, sıcak duman gazlarının bacadan çıkarken götürdüğü ısıdır. Hep zannedilir ki, kazan ısı transfer yüzeyi ne kadar artırılır ise baca gazı sıcaklığı o kadar düşeceğinden bu kayıp ela o kadar az olur ve randıman artar. Bu doğrudur, ancak eksiktir. Baca gazı duyulur ısı kaybı, baca gazı sıcaklığıyla birlikte, içindeki hacimsel CO2 ve 02 miktarına, bir başka ifade ile hava fazlalık katsayısına da yakından bağlıdır. Bu kaybı minimize edebilmek için max. CO2 oranı veya minumum hava fazlalık katsayısı ile çalışmak yanında minumum baca gazı sıcaklığı ela elde etmek gereklidir. Karşı basınçlı modern kazanların bir başka özeliği de şudur: Baca çekişinden tamamen bağımsız olarak çalıştıklarından dış hava sıcaklığı ve rüzgardan etkilenmezler,en uygun brülör ayarı yapılabilir ve ayar çevreden etkilenip değişmez (Şekil 1). Ay3 geçişli klasik kazan 3 geçişli karşı basınçlı kazan Şekil-3 Klasik lamın ve karşı basınçlı kazan. rıca karşı basıncın varlığı hava fazlalık katsayısının o/o 15 ile sınırlandırılabilmesine olanak tanır. Alev geri dönüş prensibiyle, yakıt içinde yanmamış karbon kalamıyacağınclan dolayı ela CO2 oranı maksimuma ulaşır (Şekil 3). Karşı basınçlı türele olmayan kazanlar baca çekişine bağımlı olduklarından, yakma havası miktarı, dış hava sıcaklığı ve rüzgardan etkilenip değişir. Hava fazlalık katsayısı minumuma sabit tutulamadığından, baca gazı kayıpları artar. Konveksiyon yüzeyleri ele kü~ük ise bu kayıp daha çok olacaktır. Sonuçta radyasyon tipi karşı basınçlı kazanlarda randımanın %90 tavanını delip o/o 95'lere kadar çıkabilmesinin sırrı budur. Ancak teorik olarak bütün kazanlar fuel-oil'den doğal gaza dönüştüğünde yaklaşık o/o 4 randıman kaybına uğrayacaklardır. Bu doğal gazın içerdiği yüksek hidrojen ve yanma ürünlerindeki yüksek su buharından kaynaklanmaktadır. 3.4. KONSTRÜKTİF ÖZELİKLER Kazan dizaynında göz önünde bulundurulması gerekli en önemli konu, kazanın her tarafında eşit ısıl gerilim sağlanmasıdır. Karşı basınçlı modern dizayn kazanlarda bu özelik sağlandığından, tüm borular aynalara kaynakla tutturulabilmiş ve doğal gazın yüksek duman gazı sıcaklığından dolayı, boru uçlarının tahribatı problemi ortadan kaldırılmıştır. Klasik üç geçişli yarım silindirik bir kazanda doğal gaza dönüşürken, dizaynı gereği çok farklı sıcaklıklara maruz kalan aynalardaki boruları kaynatmak, problemi çözmemektedir. Bu tür kazanlarda, katı ve sıvı yakıt ateşlemede, ısıl gerilmeler ön ve arka aynalarda çok farklı mertebelerde olduğundan, boruları makinetolamak gereği vardır. Doğal gazda ise malzeme daha fazla sıcaklığa maruz kalacağından ısıl gerilmeler de daha fazla olacak ve boru kaynağının zayıf noktasından kaynak açılabilecektir. Boruları kaynatmak yerine uçlarına seramik fincanlar geçirmekte bazı imalatçılar tarafından düşünülüyorsa ela bu hem zor, hem pahalı ve hem ele soruna çare değildir. Fincan uygulaması halinde, boru ucu direkt aleve değil, ancak yükselen sıcaklığa maıuz kalacak ve daha kötüsü soğutulamadığınclan hem fincan hem ele boru ucu tahrip olacaktır. Kazan borularının kaynağı ve uygulanacak yöntem için mutlaka borularını kaynaklı imalat yapan kazan üreticilerinin tecrübelerine başvurmak veya Avrupa'da uygulamanın nasıl yapıldı-

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=