
TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu: “Orta Asya ve Güney Amerika Ülkelerine Açılmalıyız”![]()
İstanbul-TOBB Plaza’daki İMSAD’ın 3. Ekonomi Toplantısı’nda konuşan M. Rifat Hisarcıklıoğlu işadamlarına ihracat pazarlarını çeşitlendirmeleri konusunda çağrıda bulunurken, hedeflerin doğru belirlenip yeni pazarlara girmenin öneminden bahsetti.
Hisarcıklıoğlu: “Türkiye 30 yıl önce 3 milyar Dolar ihracat yapıyordu. Bunun yüzde 90’ı tarım ürünüydü. Kriz öncesinde ise 130 milyar Dolar’lık ihracatımız vardı. Bunun yüzde 90’ı da sanayi malıydı. Avrupa’da kullanılan her 3 beyaz eşyadan 1 tanesi; her 3 televizyondan da 1 tanesi Türkiye’de üretiliyor. ABD’den sonra 11 tane değişik otomobil parçasının üretildiği tek ülke Türkiye. Mercedes, Toyota gibi otomobil fabrikalarının sıfır hata ile üretim yaptıkları tek yer Türkiye tesisleridir. Bizim işçimiz doğru yönlendirildiğinde ve iyi eğitim verildiğinde sıfır hata ile üretiyor. Ama açıldığımız pazar sadece Avrupa ile sınırlı kalmamalı. Haziran ayında Dünya Odalar Kongresi için Meksika’daydım. Bir baktım ki Meksika dünyanın en büyük 14. ekonomisiymiş. Ama farkında değilmişiz. 120 milyonluk nüfusları var ve kişi başına düşen yıllık milli gelirleri 14 bin Dolar. 300 milyar Dolar’lık ithalat yapıyorlar. Bu ülkede kaç kişiyiz diye baktım, topu topu 400 kişiyiz. Ancak Meksika diye bir pazar yok bizim aklımızda”.
Dünyanın en hızlı büyüyen ülkelerinin Çin ve Hindistan’dan sonra Güney Amerika ülkeleri olduğunu söyleyen Hisarcıklıoğlu buralarda büyük bir pazar potansiyeli olduğuna değinerek şu örneği verdi: “Peru Odalar Birliği Başkanı ile Avrupa’da karşılaştık. Bana: ‘Avrupa’da bir tarım fuarında tesadüfen bir Türk firmasına rastladım. Bu firma Peru’da tarım makineleri satıyor. Kaliteye baktım güzel, fiyatları Avrupa’dakinden ucuz. Numune olarak alayım dedim. Şu anda bütün kullananlar memnun. Peru şu anda Avrupa’dan ithalatı durdurdu tüm tarım makinelerini Türkiye’den ithal ediyor’ dedi. Adamlar gelmiş bizi bulmuş. Gidin bulun bu pazarları”.
Bir yanlışın da ‘ABD’ye ihracat yapmak zordur’ düşüncesi ile sadece Avrupa’ya odaklanmak olduğunu söyleyen Hisarcıklıoğlu ABD’nin 2 trilyon Dolar ithalat ile dünyanın en çok ithalat yapan ülkesi olduğunu ve ABD’nin bu 2 trilyon Dolar’lık ithalatının yüzde 65’inde sıfır gümrük vergisi ve kota uyguladığını belirtiyor.
Hisarcıklıoğlu: “Çin ve Hindis-tan’da 400 milyonluk Avrupa Seviyesinin Üstünde Gelire Sahip Kesim Var”
“Bir diğer büyük pazar da Çin. Biz Çin’e hep, ‘ne ithal edebiliriz?’ diye bakıyoruz” diyen Hisarcıklıoğlu şunları ifade etti: “Çin’in Avrupa’dan daha üst seviyede kazancı var ve Avrupa’dan daha fazla harcama yapıyorlar. Çin’de müthiş bir yabancı mal hayranlığı da var. ‘Çin malı olmasın da ne olursa olsun’ diyorlar. Bunu nerden anlıyoruz? Gidin bakın Çin’e, dünyada en fazla çakma BMW’yi Çin’de görürsünüz. Çin arabalarının kaportalarını değiştirmişler, BMW yapmışlar. Çin nüfusunun yaklaşık 200 milyonunun geliri Avrupa seviyesinin üstünde. Bu nüfusa ulaşmamız lazım”.
10 yıl önce Orta Asya’daki orta gelirli insan sayısı 500 milyon iken şimdi bu rakamın yaklaşık 2 milyara vardığını belirten Hisarcıklıoğlu 2 milyar kişinin teknoloji, para, yeni hayat şartları ile karşı karşıya kaldığını söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün dünya ekonomisinin yüzde 51’i Türkiye’nin doğusunda. Hindistan’da da yine 200 milyon Avrupa seviyesinin üstünde gelire sahip bir kesim var. Çin ile birlikte toplamda 400 milyonluk bir potansiyel mevcut. Bu pazarlara göz dikmezsek, yarın öbür gün başkaları dikecek. Bizim özel sektörümüz her tarafta üstün kabul görüyor, takdir topluyor ve dinamizmimiz çok iyi. Bu yüzden işimizi, büyümemizi hızlandıracak bu pazarlara mutlak açılmamız gerekiyor”.
“Vietnam Dünyanın Yeni Çin’i Olacak”
Çin’in iyi bir üretim üssü olduğunu ancak Türk sanayicileri olarak bu fırsatı kullanma şansının kaçırıldığına değinen Hisarcıklıoğlu buna rağmen çok iyi potansiyele sahip yeni üretim üsleri olduğunu belirtti. Hisarcıklıoğlu: “Yeni üretim üslerinin farkında bile değiliz. Önümüzdeki 10 sene içerisinde Vietnam dünyanın yeni Çin’i olacak. Vietnam gözünü ABD’nin doğusuna dikmiş durumda. Bugün Kaliforniya eyaleti devlet olsa tek başına dünyanın 6.büyük ekonomisi olacak. Kaliforniya ABD’nin en çok ithalat yapan eyaletlerinin başında geliyor. Eğer buraya mal satmak istiyorsak üretim üssü Vietnam olabilir. Ama biz burada yokuz. Biz sadece ‘Vietnam’dan ne ithal edebiliriz?’ diye bakıyoruz” şeklinde konuştu.
Özel Sektörden 6 Ayda 50 Milyar Dolar Yatırım
Son 6 çeyrekte inşaat sektörünün sürekli büyüdüğünü, 2011 yılının ikinci çeyreğinde konut satışlarının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18,9 oranında arttığını açıklayan Hisarcıklıoğlu: “Her türlü küresel ekonomik, siyasi ve sosyal problemlerin yaşandığı dünyamızda Türk özel sektörünün yılın ilk 6 ayında 50 milyar Dolar yatırım yaparak, tarihi bir rekora imza attığını görüyoruz. Geçen yıl ile kıyaslandığında tam yüzde 45’lik bir artış gerçekleşmiş. Kriz sonrası en iyi performans gösteren ülkelerin içine girdik. 2011 yılının ikinci çeyerğindeki yüzde 8,8 oranında gerçekleşmiş olan büyüme özel tüketim ve yatırımların yüzde 12,9, kamu harcama ve yatırımlarının da yüzde 1,1 artışının yanısıra yüzde 5,2 azalışı ile oluştu” dedi.
Özel Sektörden Vergi ve Prim Borçları İçin Devlete 10 Milyar Lira
Dünya ekonomisinde yaşanan gelişmeleri değerlendiren Hisarcıklıoğlu, siyasi ve ekonomik sorunları olan bir dünyanın içinde Türk özel sektörünün çalışmalarının aralıksız sürdüğünü vurguladı. Haziran-Temmuz-Ağustos aylarında vergi ve prim borçlarının yeniden yapılanması kapsamında özel sektör olarak devlete 10 milyar Lira para verdiklerini de söyleyen Hisarcıklıoğlu şunları ifade etti: ”Kamu sektörü düzgün işlemedikçe özel sektörün iyi işlemesi mümkün değil. Yunanistan 1 yılda elde ettiği hasılanın yüzde 142’si kadar borçlu durumda. İtalya yüzde 119’da, Belçika ve İrlanda yüzde 96’da, Portekiz yüzde 93’de, İspanya yüzde 60’da ve Türkiye 2001 krizinden sonra almış olduğumuz tedbirler sayesinde yüzde 41 seviyelerinde. ‘Türkiye neden krizden en hızlı çıkan ülkelerden biri?’ diye soracak olursak işte burada görürüz. Her gittiğim yerde ‘aman’ diyorum devlete harcatmayın. Devlete harcatırsanız bedelini siz ödersiniz. Devlet harcasın derseniz Avrupa’daki bu borçlu ülkeler listesinin başlarında gelirsiniz. Devlet kaynakları en iyi şekilde kullansın, gerisini biz en iyi şekilde yaparız, yapıyoruz da. Alan açıldıktan sonra Türk özel sektörü neler yapabileceğini çok net şekilde gösteriyor”.
“Yunanistan’ın Borçlarını Ödeyememesi Türkiye’yi de Doğrudan Etkiler”
Türkiye’nin ihracatının büyük bir bölümünü Avrupa’ya yapmasından dolayı Avrupa’daki gelişmelerin Türkiye’ye etkisinin doğrudan olacağına değinen Hisarcıklıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Yunanistan’a baktığımız zaman 1 yıllık gelirinden fazla borcu var. Bunu çevirebilmek için de borçlanmanız lazım. Yunanistan kime borçlu diye bakıyoruz; birinci sırada Fransız bankaları geliyor. Bu bankalara yaklaşık 56,7 milyar Dolar borcu var. İkinci sırada Alman bankaları var. Avrupa’yı bu kadar detaylı anlatıyoruz çünkü sebebi ticaretimizin yaklaşık yüzde 60’ını bu pazarlara yapıyoruz. Bu pazarlarda yaşanacak her türlü sorun bizi doğrudan etkileyecek durumda. Önümüzdeki dönemde Yunanistan’ın başına gelebilecek herhangi bir problem Türkiye ekonomisinin başına da bela olabilecek bir tehlikedir. Bir yanda 56,7 milyar Dolar borcu olan Yunanistan; diğer tarafta bu paranın alacaklısı olan Fransa var. Almanya’nın da yaklaşık 34 milyar Dolar alacağı var. Eğer Yunanistan bu borçlarını ödeyemezse bankaların rasyosunun bozulmasına neden olur ve bir bankacılık krizi doğabilir.
Yunanistan’ın ayakta durabilmesi Avrupa için çok önemli. Avrupa krizi bizi tam iki kanaldan etkiledi. Bunun bir tanesi pozitif; bir tanesi de negatif etki yapıyor. Pozitif olan nokta şudur; Türkiye özellikle yurtdışı fonlar noktasında cari açık azlığından dolayı tercih edilen konumuna geldi. Ama negatif nokta ise ihracat sıkıntılarımızın artması. Bu bizim açımızdan çok önemlidir. Son 1 yılda Avrupa pastasının 700 milyar Dolar küçülmesi ihracatımızın içinde yüzde 66 olan Avrupa payını yüzde 56’ya düşürdü. Bundan dolayı ithalat ile ihracatın arasında oluşan fark büyümemizde yüzde 5,1 olarak bizi aşağıya çekti. Avrupa pazarı bu küçülmeyi yaşamasaydı, biz de ihracattaki gereken başarıyı gösterip müthiş bir başarı hikayesi yazacaktık”.
“Cari Açığı Daha Önce Yabancı Yatırımcı Sermayesi İle Finanse Ederken Şimdi Sıcak Para İle Finanse Ediyoruz”
Türkiye’nin dünyanın en büyük 17. ekonomisi olduğunu ancak en fazla ihracat yapan ilk 45 ülke arasında 31. sırada yer aldığını belirten Hisarcıklıoğlu ithalat ve ihracat arasındaki farktan oluşan cari açığın büyük bir risk oluşturduğunu belirtiyor. Türkiye’nin hala kriz öncesi seviyeyi yakalayamadığına değinen Hisarcıklıoğlu şu bilgileri veriyor: “Dünya ihracatından aldığımız pay binde 82’den binde 76’ya indi. Dünya ithalatındaki payımız 2009’da yüzde 1,1 idi, şimdi yüzde 1,21’e çıktı. İthalat artarken ihracatta aldığımız pay azaldığı için cari açıkla karşı karşıya kalıyoruz. Cari açığa baktığımızda şu an için bir risk unsuru olarak gözükmüyor. Ancak cari açık tarihi seviyelere geldi ki yaklaşık gayri safi yurt içi milli hasıla itibariyle cari açığımız yüzde 9’lar seviyesinde. Bunu finanse ettiğimiz sürece problem yok. Şu anda finanse edebiliyoruz fakat finansman kalitesinde bozulma var. Cari açığı daha önce yabancı yatırımcı sermayesi ile finanse ediyorduk. Şimdi ise tamamen sıcak para ile finanse ediyoruz. Risk unsurlarının en önemlilerinden bir tanesi de bu’’.
“Döviz Kurundaki Yükselme Enerjide 12 Milyar Lira Ek Yük Demektir”
Türk Lirası’nın Dolar ve Euro karşısında değer kaybetmesinin enerji alanında Türkiye’ye ek yük getireceğini söyleyen Hisarcıklıoğlu şunları aktardı: “Türk Lirası, Euro ve Dolar karşısında yaklaşık yüzde 29 değer kaybetti. Türk Lirasının değer kaybetmesinin ihracat ve turizm gelirlerinde artışı getirmesi tabi ki kaçınılmaz. Ama bir önemli nokta daha var ki kurdaki hareketin bizim ithal girdi maliyetlerimizi artırması da kaçınılmazdır. Bugün Türkiye’nin ihracatı ara malı ithalatını karşılayamamaktadır. Kurun 1,4’ten 1,7’ye yükselmesinin Türkiye’ye enerji alanında 12 milyar Lira ek yük getirmesi anlamına geliyor”.
“Döviz Girdiniz Yoksa TL Cinsinden Borçlanın”
![]()
Özel sektörün döviz cinsinden borçlarının da risk unsuru olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu: “Döviz borcu olan sanayicilerimiz ve tüccarlarımız açısından dikkat çeken bir nokta var. İç ve dış finans kuruluşlarına özel sektör olarak borcumuz yaklaşık olarak 255 milyar Dolar civarındadır. Bu noktada eğer döviz cinsinden geliriniz yok ise TL olarak borçlanmaya dönmemiz kaçınılmaz bir noktadır. Çünkü dövizin nereye gidebileceğini bugün kimse bilmiyor” dedi.
Orta vadede işsizliğin de önemli bir sorun olduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu konu ile ilgili şunları söyledi: “İşsizliğe baktığımız zaman yüzde 13,4’den yüzde 9,4’e düşmüş durumda. Ama bugün TÜİK rakamlarına göre yaklaşık 3 milyon kişi işsizdir. Her yıl 750 bin civarında insan da istihdam edilmesi gereken nüfusa katılmaktadır. Onun için Türkiye yatırım yapmaktan ve büyümekten kesinlikle vazgeçemez”.
Türkiye’de eğitim ve vasıflı eleman sorunları ile ilgili Hisarcıklıoğlu: “İşverenlere ‘istediğiniz vasıfta eleman bulabiliyor musunuz?’ diye sorduğum zaman, yüzde 80’i ‘hayır’ diyor. Maalesef biz meslek liselerini 2. sınıf konumuna getirdik. Bütün gelişmiş ülkeler meslek okullarını desteklerken, geliştirirken biz meslek okullarını öldürdük. Türkiye’de meslek liselerine giden oranı yüzde 35; gelişmiş ülkelerde bu okullara gidenlerin oranı ise yüzde 65” dedi.
“Kişi Başına Düşen Milli Geliri 20-24 Bin Dolar’a Çıkartmak İçin Gereken Yapısal Reformları Yapmak Zorundayız”
Türkiye’nin dünyadaki en büyük 17. ekonomi olduğu halde iş yapma kolaylığı endeksinde 65. sırada yer almasının Türkiye’ye yakışmadığını vurgulayan Hisarcıklıoğlu 2023 hedefleri doğrultusunda bugünkü sistemde daha büyük adım atamanın zor olduğunu ifade etti.
Hisarcıklıoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Mevcut sistemin tamamı artık bitmiş durumda. Eğer ilk 10 ekonomi arasına girmek istiyorsak, kişi başına düşen milli geliri 20-24 bin Dolar’a çıkarmak istiyorsak Türkiye önündeki yapması gereken yapısal reformları yapmak zorunda. Bunların da birincisi yeni bir anayasa. Bu olmadan diğer yapısal reformların hiçbirisi gerçekleşmez”.
İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Bilmaç: “2023’te 100 Milyar Dolar’lık İnşaat Malzemesi İhracatı Hedefliyoruz”
İMSAD 3. Ekonomi Toplantısı’nda, İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Bilmaç ise Türk inşaat sektörünün 2011 yılının ilk çeyreğini yüzde 13,2 büyüme ile tamamladığını, ekonominin ise geçen yıla göre yüzde 8,8 oranında gelişme gösterdiğini söyledi. Bilmaç sektörün 4 milyonu aşkın doğrudan ve dolaylı istihdam ile toplam istihdamın yaklaşık yüzde 50’sini karşıladığını belirterek şunları ifade etti: “Türk inşaat malzemeleri sanayisi birçok kategoride dünya lideri. İhracat rakamlarına göre, sektör olarak 2011 yılı ilk 7 ayı sonunda 11,5 milyar Dolar’a yaklaşan bir performans yakaladık. Türk inşaat malzemesi sanayisinde Son 5 yılda yıllık ortalamada ihracat artış hızı yüzde 15 olurken, ülkemizin inşaat malzemeleri ihracatı yapan ülkeler arasında 7’nci sıraya yerleştiğini, üretimde ise ülkemizin yüzde 11,5’luk büyüme oranıyla inşaat malzemeleri sanayisinde dünyada ilk 5 ülke arasına girdiğini görüyoruz. 2023 yılı hedeflerimiz arasında 100 milyar Dolar’lık inşaat malzemeleri ihracatı var ”.
İMSAD’ın ulusal ve uluslararası arenada temsil alanının da her geçen gün artarak genişlediğine değinen ve bu doğrultuda bir yandan iç pazardaki gelişmeleri yakından izlerken diğer yandan da ihracattaki başarıların artarak sürdürülmesi için dış pazarları da takip ederek gerekli aksiyonları almaya çalıştıklarını söyleyen Bilmaç şunları aktardı: “Brüksel ofisi kanalı ile bir çeşit erken uyarı mekanizması geliştirmeyi ve bunu çalıştırmayı düşünüyoruz. Böylece AB’ye uyum, ilgili mevcut faaliyetlere ve ileriye dönük stratejilerimize destek olacak her türlü bilgiyi anında sektörümüzle ve kamuoyu ile paylaşmayı planlıyoruz”.
“İnşaat Malzemeleri Sektörü 2011-2015 Yılları Arasında Yüzde 14,5 Büyüyecek”
İnşaat malzemeleri sektöründe 2011-2015 yılları arasında ortalama yüzde 14,5 oranında büyüme yaşanacağını öngördüklerini belirten Bilmaç 2015 yılında inşaat malzemeleri ihracatının yüzde 17,5 oranında bir büyüme kaydetmesini hedeflediklerini, yine aynı yıl inşaat malzemeleri ihracat hacminin de yaklaşık 40 milyar Dolar seviyesine ulaşacağını tahmin ettiklerini bildirdi. Bilmaç: “Ülkemiz için stratejik önem taşıyan inşaat sektörünün daha da büyümesini ve inşaat malzemesi sanayisinin belirlenen hedeflere ulaşabilmesi için TOBB ile birlikte çalışmayı istiyoruz. Ayrıca İMSAD’ın gündemindeki; binalarda enerji verimliliğinin ülke politikası haline gelmesi ve desteklenmesi, sektörde kalite ve inovasyon kabiliyetinin artması, mevcut yapı stoğunun deprem tehlikesine karşı iyileştirilmesi, modern ve altyapısı güçlü yeni yerleşim yerlerinin yapılandırılması ve benzeri başlıkların ilgili TOBB sektör meclislerinde ve kurulmasını beklediğimiz Türk İnşaat Malzemesi Sanayisi Platformu’nda da ele alınmasını ve sizin de öncülüğünüzde bu başlıkların ülke gündemine yerleşmesini arzu ediyoruz” açıklamasında bulundu.
İlginizi çekebilir... İSİB, MCE 2026 Fuarı'nda Türk İklimlendirme Sektörünü Başarıyla Temsil Ettiİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği (İSİB), 24 27 Mart 2026 tarihleri arasında Milano'da düzenlenen Mostra Convegno Expocomfort 2026 (MCE) ... Boiler Summit 2026: Karar Vericileri ve Saha Uzmanlarını Bir Araya Getiriyor17-18 Haziran tarihlerinde Makina Hangar'da gerçekleşecek Boiler Summit'te, teknik performans odağında iki gün boyunca alanında uzman isimleri... Balıkesir'de Doğal Gaz Yatırımları Hızla Devam EdiyorBalıkesir'de 2025 yılı boyunca il merkezi ile birlikte 11 ilçede genişleme çalışmalarına devam ettiklerini belirten Aksa Balıkesir Doğalgaz Şirket... |
||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.