Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan: “Cari Açık Tasarrufumuzun Olmayışından, Hammadde ve Ara Mal İthal Etmemizden Kaynaklanıyor”

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan: “Cari Açık Tasarrufumuzun Olmayışından, Hammadde ve Ara Mal İthal Etmemizden Kaynaklanıyor”

19 Aralık 2011 | HABERLER
167. Sayı (KASIM - ARALIK 2011)
1.522 kez okundu

İstanbul Swissotel’de yapılan İSO II. Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı, İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı C. Tanıl Küçük’ün açılış konuşması ile başladı. Toplantı daha sonra meslek komiteleri adına sektör temsilcilerinin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’a istek ve şikayetlerini dile getiren konuşmaları ile devam etti. Toplantı sonunda söz alan Çağlayan ise birçok konuda önemli açıklamalar yaptı.
 
Konuşmasına Çukurca’daki saldırıda şehit düşen askerler için başsağlığı dileyerek  başlayan Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan: “Teşviği GUNCELyaparken terörü, Türkiye’nin geri kalmış bölgelerini kesinlikle gözardı edemeyiz. Bugün terör örgütünün yapmak istediği, Doğu’ya yatırımcı gitmesini engellemektir. İnadına orada yatırım yapacağız ve o bölgelere özel destekler vereceğiz, vermek zorundayız’’ diye konuştu. 
 
“Avrupa’dan Firma Satın Alın”
Bakan Çağlayan Türkiye için Avrupa’da çok büyük fırsatlar olduğuna değinerek, işadamlarını Avrupa’da satışa çıkan firmaları satın almaya çağırdı. Çağlayan Avrupa’dan firma satın almak isteyen Türk girişimciler için destek verdiklerini söyleyerek şunları belirtti: “ Yurtdışında özellikle AB ülkelerinde şirket almak isteyen işadamlarımızın aldıkları danışmanlık hizmetlerinin yüzde 60’ını biz karşılıyoruz.  Türkiye’nin önemli isimleri, örneğin; Arçelik Grundig’i, Ülker Godiva’yı ,Kale Seramik İtalya’nın en büyük seramik şirketini satın aldı. Bu örneklerin çoğalması için Avrupa’da çok fırsat var. İşadamlarına buradan çağrıda bulunuyorum. Yeter ki gidin şirketleri alın, biz bakanlık olarak tüm çabalarınızı destekleyeceğiz”.
 
“AB Zor Durumda”
Çağlayan “Geçmişte, mevduata nasıl yüzde 100 güvence veriyorsunuz diye Türkiye ile dalga geçenler şimdi zor durumda. AB ekonomisi yönetimiyle sınıfta kaldı. Onların bir kısmı şimdi ameliyat masasında bir kısmı ise yoğun bakımda; ama bakacak doktorları yok. AB’nin asıl sorunu karar alacak, liderlik vasfını ortaya koyacak kimsesinin olmamasıdır. Şimdi top çevirerek zaman kazanmaya çalışıyorlar ama zararı büyük. Yunanistan’a  40 milyar euro veren AB’nin Yunanistan’ın iflasında hiç suçu yok mu? AB Türkiye’ye çifte standart uyguladı ancak şimdi ‘Yunanistan’ın maliyetini nasıl karşılayacağız?’ diye düşünüyor”. 
 
“Cari Açıktan Korkmuyoruz”
Cari açığın tasarrufumuzun olmayışından, dışarıdan hammadde almak zorunda kalmamızdan ve ara malı ithal etmemizden kaynaklandığını dile getiren Çağlayan, ‘’Türk sanayicisi bunu kredibilite ile getiriyor, fabrikasını modernize ediyor, yeni yatırımlar yapıyor. Cari açığa bu boyutuyla bakarsanız korkulacak tarafı yoktur. Basın yarın kalkıp ‘cari açıktan korkmayın’ diyebilir. Korkmuyoruz vallahi...” şeklinde konuştu. 
 
Türkiye’nin bugün bu cari açığı yaşamasına, sadece üretim yapısının değil, değerli TL’nin sanayimizdeki üretim yapısını bozmasının da neden olduğunu ifade eden Çağlayan şunları söyledi:’’Geçmişte, Allah selamet versin, ismi gibi statik bir kardeşimiz vardı. Millet faiz indiriyor, bizde aksine faiz yükselir. Yahu TL aşırı değer kazanıyor; müdahale et, piyasaya bak. Sadece fiyat istikrarı olmaz ki... Bu ülkede bana finansal istikrarı söyleyecek adamlar lazım. O dönemde yırtındım ben finansal istikrar diye... Fiyat istikrarı eyvallah... Ama finansal istikrar?.. Bu faturanın karşımıza çıkacağını ben görüyorum, kör değilim ki... Anlatamadık. ABD Merkez Bankası, Japon Merkez Bankası, Avrupa Merkez Bankası faiz indirirken, bizim o dönemdeki statik kardeşimiz faizi yukarı çıkarttı. Şimdi o değerli TL’nin faturasını çekiyoruz bugün. Yedik, şimdi hesabı ödüyoruz ama hesap biraz ağır. Çünkü baharatlıydı, biraz acıydı. Burada olması gereken rekabetçi bir kur. Merkez Bankası şu anda son derece doğru davranıyor. Gerektiğinde elindeki bütün araçları tek tek deniyor. Unutmayın ki şu anda Merkez Bankası ciddi bir mücadele veriyor. Ama güçlü... Şu anda faiz lobisi iş başında, rahat durmuyor, kurtlar kaynıyor karnında. Bunlar ‘faizleri birkaç puan yükselttirebilir miyiz, Türkiye’yi biraz daha sömürebilir miyiz?’ diye bakıyorlar. Şükürler olsun, Merkez Bankası ve BDDK bu konuda son derece uyanık ve akıllı. Hiç aklıma gelmezdi, Merkez Bankası Başkanı’nın, Para Politikası Kurulu’nun yaptığı politikalara ‘çok güzel yapıyorsunuz’ diyebileceğim... Demek ki her şeyin bir sonu varmış.’’
 
“Avrupa’nın Akciğeri Sadece Türkiye’dir”
İhracatımızın yüzde 57’sini Avrupa ülkelerine yaptığımızı belirten Çağlayan sözlerini şöyle sürdürdü: “Demircilik sektörü ana girdi sağlayan bir sektör. Kullanabileceğimiz imkanlarımız var. Teşvik sistemine giriş yapacağız. Otomotiv sektörü bizim göz bebeğimiz. Türkiye bu sektörde çok büyük bir yan sanayiye sahip. Enerjiyi çeşitlendirip maliyetleri düşürmemiz gerekiyor. İthal etmek zorunda olduğumuz metaryalleri Türkiye’de üretebilecek yeterli enerjiye ihtiyacımız var. Tekstil sektöründe Türkiye’nin ciddi bir kapasitesi var. Laleli, Osmanbey, Merter bu bölgelerle ilgili neler yapılabilir diye çalışmalar yapıyoruz. 2004’te serbest bölgeleri ahlak dışı kullananlar yüzünden serbest bölgelerin avantajı kalktı. Özel ekonomik bölgeler yapılması konusunda çalışmalar yapmayı düşünüyoruz. Avrupa gelişimini tamamlamıştır. Avrupa’nın akciğeri sadece Türkiye’dir.” dedi.
 
“OSB Yerine Özel Konsept Bölgeler Yapacağız”
Teşvik modelinde de bir değişikliğe gideceklerini ve artık ömrünü tamamlayan Organize Sanayi Bölgeleri yerine “Özel Ekonomik Bölgeler” konseptini Türkiye’ye getireceklerini söyleyen Zafer Çağlayan, havalimanı, demiryolu bağlantılı, ticaret , eğlence ve turizmi de içinde barındıran bu yeni konsept için çalışmaları başlattıklarını dile getirdi.
 
“Hindistan’a İhracatımızı Yüzde 44 Artırma Potansiyelimiz Var”
Bugün siyasi istikrarın Türkiye’nin en büyük kazınımı olduğunu vurgulayan Çağlayan, ‘’Türkiye önemli başarılar elde etti. Ama yetmez. Elde ettiğimiz kazanımları kaybetme lüksüne sahip değiliz. 2001’in şartlarıyla biz bu krize yakalansaydık bu toplantıyı yapamazdık, Yunanistan’dan daha kötü duruma düşerdik. Bugün Türkiye gelecek yüzyılın en büyük yıldızlarından biri olarak gözüküyor. Derdimiz elde ettiğimiz bu istikrarı daha da yukarıya götürebilmek. 2023’de 500 milyar hedefini yakalamak zor değil. 81 ilde 500 sektörü tek tek inceledik. 80 ilden hangi ülkelere ihracat yapılabilir biliyoruz. 73 ülkede 1273 sektörü tek tek analiz ettik. Bugünkü durumumuzda bile ihracatımızı yüzde 23 artıracak potansiyelimiz olduğunu gördük. Örneğin 240 milyar dolar ithalat yapan Hindistan’a Türkiye’nin ihracatı yüzde 560 milyon dolar.  Bunu şimdi bile yüzde 44 oranında artırma potansiyelimiz var.” diye konuştu.
 
‘’Sosyal Güvenlik Primlerinden Ben de Şikayet Ettim’’
Sosyal güvenlik primlerinin yüksek olmasından kendisinin de rahatsız olduğunu dile getiren Çağlayan, ‘’Ben de şikayet ediyorum. Ancak biraz geç kaldık. Hatırlayın, o dönemin politikacıları, sanki babasının cebinden para harcıyormuş gibi kim ne veriyorsa ‘Ben 5 fazlasını veriyorum’ diyerek 3-5 oy uğruna Türkiye’ye bugün bunu yaşatmıştır’’ dedi.
 
Ekonomi Bakanı Çağlayan, Türkiye’de yaş ortalamasının 28, Avrupa’da ise 43 olduğunu hatırlatarak, Avrupa’nın çalıştıracak insan bulamadığını, çalışma saatlerini yukarı çıkartamaya çalıştığını söyledi. Çağlayan: ‘’Fransa’nın haftalık 35 saat, İngiltere’nin haftalık 38 saat çalıştığı yerde hiç kimse Türkiye’yi 45 saatlik çalışma saatinde bir dakika geri götüremez. Burada hiç tavizimiz olmaz’’.
 
”Maliye Bakanlığı ile Vergisel Bir Destek Üzerine Çalışıyoruz”
Maliye bakanlığı ile vergisel bir destek konusu üzerinde çalıştıklarını ifade eden Çağlayan, KKDF konusunda şunları ifade etti: ‘’2 kat artırılmasını ben de doğru bulmuyorum. KKDF’yi cari açığı azaltmak için bir model olarak sunarsak doğru olmaz. İthalatçı olmayacağız. Şu an için kendisine (Maliye Bakanı Mehmet Şimşek) 13 kalemle ilgili not verdik. Bu 13 kalem Türkiye’de üretilmiyor. Hiç olmazsa bunların KKDF’sini kaldıralım’’.
 
Çağlayan, Eximbank’ın Merkez Bankası reeskont kredisi limitinin 3 milyar dolara çıktığını, faizinin şu anda libor artı yarım ve vadesinin yine 4 ay olduğunu, taahhüdünün 6 aya çıktığını, firma limitinin 20 milyon dolardan 40 milyon dolara yükseltildiğini de bildirdi. 
 
GUNCELİstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tanıl Küçük ise, Hakkari Çukurca’da şehit olan askerlerimiz için başsağlığı dileyerek başladığı konuşmasında küresel krizin etkilerinden enerji sektöründeki teşviklerin yetersizliğine kadar birçok konuya değinerek sektörlerin sorun yaşadıklarını dile getirdi. Küçük: “Bütün iyi giden taraflarin yanında, yüksek cari açık, yine karnemizdeki en kırık not oldu. 2010’da,  735 milyar dolarlık GSYİH (Gayrısafi Milli Hasıla)’mızın  47,7 milyar doları, yani  yüzde 6,5’i kadar cari açığımız vardı. 2011’in ilk yarısında ise bu oran,  yüzde 11,7’ye yükseldi.  2023 yılında, dünyanin en büyük 10 ekonomisi arasında yer almayı hedefleyen Türkiye’nin, bu kronik sorunu çözmesi, cari açığını taşınabilir seviyelere çekmesi gerektiği açıktır.  Rakamlar, ekonominin lokomotifi konumundaki sanayimizin son yıllarda güç kaybettiğine işaret etmektedir. Şöyle ki, imalat sanayi sektörümüzün, 1998 yılında GSYİH içinde cari fiyatlarla yüzde 23,9 olan payı 2010 yılında,  yüzde 15,5’e gerilemiştir. Bize benzer diğer ülkelerde böyle bir durum söz konusu değildir. Ekonomimizdeki sorunları kalıcı çözmenin yolu daha fazla üretimden ve daha güçlü sanayiden geçmektedir. 1990’lı yıllarda paradan para kazanılan üretimin gözden düştüğü bir dönem yaşadık.  Türkiye makro ekonomik dayanıklılıkla kendisine güvenini tazelemiş oldu.” dedi. 
 
Küçük sözlerine şöyle devam etti: “Odamızın her yıl yayınladığı ‘ISO Türkiye’nin Birinci ve İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’ araştırmalarımız 2010 yılında temel göstergeler itibarıyla olumlu sonuçlanmıştır; ancak borçlulukla ilgili göstergelere, özellikle de uluslararası karşılaştırmalarla, baktığımızda oldukça olumsuz bir tablo söz konusudur. Örneğin, ABD’de toplam borç/özkaynak oranı yüzde 50’ler, Avrupa Birliği’nde yüzde 70-80’ler civarında iken, 2010’da ‘ISO Birinci ve İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’ kapsamındaki özel sanayi kuruluşlarında, bu oran yaklaşık yüzde 120’ler civarındadır. Sanayi kuruluşlarımız kaynak yaratma sıkıntısı içerisindeler. Kaynak yaratmadaki sıkıntının ana nedeni, ülkemizde girdi maliyetlerinin, özellikle de kamu kaynaklı girdi maliyetlerinin rakiplerimize göre halen yüksek olmasıdır. Bu nedenle bizler, yıllardır, bu maliyetleri aşağı çekecek makro ve mikro reformların önemine dikkat çekmenin gayreti içindeyiz. İşletmelerimiz kaynak yaratmakta zorlandığında yeterince üretim ortaya çıkmamaktadır. Cari açığın ana nedenlerinden biri de budur. Daha sağlam ekonomik yapı için kaynak yaratmadaki sıkıntıyı en aza indirgemek gerekiyor”. 
 
GUNCELEkonomimizin temel sorunlarından birisin de kayıt dışılık olduğunu belirten Küçük, vergi sisteminde giderilmeyi bekleyen çarpıklıkların mevcut olduğuna değindi.  Küçük şunları ifade etti: “1990’lı yılların başında dolaylı vergiler payının yıllar içinde 5 kat artarak yüzde 51,7’e çıktığını görmekteyiz. Hükümetimizin çözüm refleksinin dolaylı vergi oranlarlarını yükseltmesi düşündürücüdür. Kapsamlı bir vergi reformunun hayata geçirilmesini istiyoruz. Ülke olarak doğal kaynaklarımızın sınırlı, enerji artışımızın hızlı olması, konunun bizim açımızdan daha karmaşık olmasına sebep oluyor. Son yıllarda teşvik sistemimizde önemli yeniliklerin yapılmasına rağmen enerji konusunda eksiklik olduğu kanaatindeyiz. Hükümetimizin zam yapmamak konusundaki çabasını biliyoruz, enerji fiyatları ve kurdaki son artışlar karşısında yapılan son zammı da, bir ölçüde  doğal kabul ediyoruz; ancak yapılan zamlarda, anlamakta zorlandığımız noktalar var. Ülkemizde kullanılan elektriğin yüzde 45’i sanayide, yüzde 20’si ticari faaliyetlerde, yüzde 25’i de konutlarda kullanılıyor. Son zamlar kapsamında, ticarethane tarifesine yalnizca yüzde 0,59 oranında zam yapılırken, sanayiciler tarafından en çok kullanılan çift terimli tarifede yapılan artış yüzde 20’lere, üç zamanlı tarifelerde yapılan artış ise, özellikle gece tarifesinde, yüzde 46’lara ulaşmıştır”.

 

İlginizi çekebilir...

İSİB, MCE 2026 Fuarı'nda Türk İklimlendirme Sektörünü Başarıyla Temsil Etti

İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği (İSİB), 24 27 Mart 2026 tarihleri arasında Milano'da düzenlenen Mostra Convegno Expocomfort 2026 (MCE) ...
2 Nisan 2026

Boiler Summit 2026: Karar Vericileri ve Saha Uzmanlarını Bir Araya Getiriyor

17-18 Haziran tarihlerinde Makina Hangar'da gerçekleşecek Boiler Summit'te, teknik performans odağında iki gün boyunca alanında uzman isimleri...
2 Nisan 2026

Balıkesir'de Doğal Gaz Yatırımları Hızla Devam Ediyor

Balıkesir'de 2025 yılı boyunca il merkezi ile birlikte 11 ilçede genişleme çalışmalarına devam ettiklerini belirten Aksa Balıkesir Doğalgaz Şirket...
1 Nisan 2026

 
Anladım
Web sitemizde kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerez (cookie) kullanılır. Daha fazla bilgi için lütfen tıklayınız...

  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Enerji ve Çevre Dünyası
  • Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi
  • Tersane Dergisi
  • Tesisat Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • YeşilBina Dergisi
  • İklimlendirme Sektörü Kataloğu
  • Yangın ve Güvenlik Sektörü Kataloğu
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.

1,094 sn