
Doğalgaz Pazarı Altın Çağına Doğru İlerliyor![]()
Geçtiğimiz 5 yılda, Kuzey Amerika doğalgaz pazarı, daha önce ekonomik olmayan şist gazı rezervlerinin bölgeyi bir üretici cennetine dönüştürdüğü zamanlarda, olduğu gibi yine ilginin odak noktasında. Sözde ‘şist gazı devrimi’nin zamanı gelmiş ve bu durum ‘gazın altın çağının’ yaşanmasına yol açabilecek olsa da, artan stoklarla birlikte azalan talep, Kuzey Amerika’daki gaz fiyatlarının düşmesine neden olmuştur.
Bu senaryonun sadece Kuzey Amerikalı gaz üreticileri üzerinde değil, dünyanın diğer yerlerindeki üreticiler üzerinde de etkisi vardır. Daha önceden ulaşılamayan bu gaz rezervlerinin ortaya çıkarılmasında, teknoloji önemli bir rol oynamış olsa dahi, üreticiler hâlâ birçok belirsizlikle karşı karşıyadır.
Şist gazı kaynaklarının ekonomik potansiyelini açığa çıkarmak için, büyük yatırımlar yapılması gerekmektedir. Ancak, bu yatırım kararları yeni gaz kaynakları ve hızla değişen piyasa dinamikleri ile OECD ekonomilerindeki belirsiz talep artışına dair bir anlayışa sahip olunmasını gerektirir. Bu kararlar doğalgaz piyasalarını etkileyen, birçok karmaşık ve birbirleri ile bağlantılı yerel ve uluslararası kuvvet varlığı nedeniyle, karmaşık kararlardır. Üreticilerin sordukları sorulardan bazıları şunlardır: • Küresel sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tedarikinde tahmin edilen artış ABD’yi nasıl etkileyecek? • Çin’in devam eden yoğun enerji açlığı ABD’de ve dünyada gaz fiyatlarını nasıl etkileyecek? • Japonya, Almanya ve diğer ülkelerde kapatılacakları duyurulan nükleer santraller, dünyadaki gaz talebini nasıl etkileyecek?
Bu soruları ele almak üzere, Deloitte Market Point Kuzey Amerika’daki gazın enerji piyasaları üzerinde gelecekte yaratacağı etkiyi analiz etmek için entegre
Kuzey Amerika ve Dünya Gaz Modellerini kullanmış ve biri bu belge içinde tartışılan, üç senaryo geliştirmiştir.
Referans Senaryo: Ekonomik İyileşme Gaz Talebinin Artmasına Neden Olur Referans senaryoda, son dönemde yaşanan durgunluğun ardından gelen ve hâlâ devam eden ekonomik iyileşmenin Kuzey Amerika ve diğer yerlerdeki (özellikle Çin ve Hindistan gibi OECD üyesi olmayan ekonomilerdeki) doğalgaz talebinin artmasına neden olacağını varsaydık. Dünyanın öngörülen doğalgaz talebi (Şekil 1’de görülmektedir) 2030 yılına kadar yıllık yüzde 1,9 oranında artacak ve en hızlı büyüme ise yıllık yüzde 3’ün üzerinde bir oranla Asya ve Orta Doğu’da olacaktır. Asya’daki gaz talebinin artmasına, son yıllardaki kadar olmasa da, hızlı büyümesini sürdüreceği tahmin edilen Çin neden olmaktadır. Bu dönemde, ortalama yıllık talep artışının yüzde 4,6 olacağını tahmin ediyoruz. Bu oldukça yüksek bir oran olsa da, geçtiğimiz 10 yıl içinde Çin’in yıllık yüzde 13,8’lik büyüme hızından oldukça düşüktür. Bu senaryoda, ABD’deki doğalgaz talebindeki artış, büyük olasılıkla önemli ölçüde hızla büyüyen elektrik sektöründen kaynaklanacaktır.
"Raporda, sınırların çok iyi tanımlanmadığı bölgelerde şirketlerin ve benzeri şekilde ülkelerin petrol ve gaz aramaları yapmaları sonucunda jeopolitik sorunların artacağı vurgulanıyor" "Orta Doğu’daki Doğalgaz Üretim Hızı Yaklaşık 3 kat Artacak" Şekilde 2’de bölgelere göre tahmini doğalgaz üretimi görülmektedir. Referans senaryodaki varsayımlara dayanarak, bölgenin muazzam kaynaklarının ve ihracat kapasitesinde öngörülen artışın doğrudan bir sonucu olarak, artan tedarikin büyük bir bölümünü Orta Doğu’nun sağlayacağı tahmin edilmektedir. Önümüzdeki 20 yılda Orta Doğu’daki üretim hızının yaklaşık 3 kat artacağı tahmin ediliyor. Bu üretimin bir bölümünün hemen büyüyen yerel pazarlara verileceği tahmin edilirken, kalan bölümünün LNG ya da boru hatları aracılığıyla diğer bölgelere gönderilmesi beklenmektedir.
Asya/Avustralya bölgesinin bir sonraki hızla büyüyen bölge olacağı tahmin edilmektedir ama bu bölgedeki büyüme hacmi, Orta Doğu’nun hacminden çok daha düşüktür. Verimli maden yataklarına sahip Rusya ve Hazar Denizi çevresindeki cumhuriyetler de dahil olmak üzere, Bağımsız Devletler Topluluğu şu an için dünyadaki en büyük üretim bölgesidir. Bağımsız Devletler Topluluğu’ndaki üretimin adeta sabit kalacağı ve ardından, her ikisi de önemli kaynaklara sahip fakat nispeten küçük yerel pazarları olan Kazakistan ve Türkmenistan’daki artan üretime bağlı olarak, ortalama bir hızda büyüyeceği tahmin edilmektedir. Belki de şaşırtıcı olan şey, bu senaryoya göre, Kuzey Amerika’daki üretimin sabit kalacağının tahmin edilmesidir. Şist gazı üretimindeki öngörülen artış, ancak mevcut üretimi desteklemektedir.
"Jeopolitik Riskler Şirketler için Bir Yaşam Şekli Haline Gelebilir" Petrol ve gaz şirketleri daima bir biçimde riskle boğuşmuştur ama Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da son dönemde yaşananlar, jeopolitik risklerin petrol ve gaz endüstrisi açısından nasıl sorunlara neden olabileceğini göstermektedir. Maalesef, görünen o ki jeopolitik riskler bu şirketler için bir yaşam şekli haline gelebilir. Artan doğal kaynak tüketimi ve talebi, şirketlerin ve benzeri şekilde ülkelerin, acımasızca yeni kaynaklar aramaya başlamalarına neden olmuştur. Bu arayışlar jeopolitik anlaşmazlıkların çok yakın olabileceği, sınırların çok iyi tanımlanmadığı bölgelerde aramalar yapılmasına neden olmaktadır. Düşmanca olayların yaşanmasına neden olabilecek bölgelere iki örnek olarak Güney Çin Denizi ve Arktik bölge verilebilir. Her iki bölgenin sınırları konusunda, geçmişte anlaşmazlıklar yaşanmışken, petrol ve gaz açısından zengin olduğu yönündeki tahminler, anlaşmazlık yaşayan ülkeler arasında politik gerilimi tırmandırmaktadır.
Güney Çin Denizi ABD Enerji Bilgi Yönetimi’ne göre, Güney Çin Denizi’nde yaklaşık 25 trilyon metreküp’lük bir doğalgaz rezervi olabilir ve bu da Katar’ın sahip olduğu kanıtlanmış olan rezervlere eşittir. ABD Jeolojik Anketi ise Arktik bölgenin, dünyadaki keşfedilmemiş petrol rezervlerinin yüzde 13’ünü ve doğalgaz rezervlerinin üçte birini barındırdığını tahmin etmektedir. Bu yılın Haziran ayında, Vietnam bir Çin gemisinin Vietnam’a ait bir sismik araştırma teknesine bağlı bir araştırma hattına zarar verdiğini iddia etti. Vietnam teknenin özel ekonomik bölge (ÖEB) içinde olduğunu iddia etse de, Çin geminin ÖEB dışında olduğunu söylemektedir.
1982 yılında, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nde (BMDHS) her iki ülkenin ÖEB’leri belirlenmiştir. Vietnam bu hattın Çin tarafından son haftalarda zarar verilen ikinci araştırma hattı olduğunu söylemektedir.Bu duruma tepki olarak, Vietnam bir sonraki hafta, kıyılarında deniz gemileri ile tatbikat düzenlemiştir. Çin bu sulardaki hak talepleri konusunda daha iddialı hale geldikçe, bölgedeki ülkeler de, bu durumdan her geçen gün biraz daha rahatsız olmaktadır. Sonuç olarak, anlaşmazlığın tarafı olan tüm ülkeler – Çin, Vietnam, Tayvan, Filipinler, Malezya ve Brunei Sultanlığı – deniz kuvvetlerini güçlendirmektedir.
Bölgede çatışma ile ilgili riskler artmaya devam etse de, bu durum şirketlerin pazara girmelerini ve sınırları zorlamalarını önlüyor gibi görünmemektedir. Son aylarda, petrol ve gaz şirketleri tartışmaların yaşandığı sulardaki keşif çalışmalarının kapsamını genişleterek sınırları zorlamaktadır. Doğalgaz arayan Filipinli bir maden şirketi önümüzdeki yıl iki kuyu açmayı ve daha fazla sismik araştırma yapmayı ve 2013 yılına kadar bölgeye 86 milyon Amerikan Doları yatırım yapmayı planlamaktadır. Ayrıca Çinli bir ulusal petrol şirketi ile Vietnamlı bir petrol şirketi de bölgedeki arama ve etüt çalışmalarını genişletmeyi planlamaktadır.
Arktik Bölge Arktik bölgede, beş ulus – Kanada, Rusya, Danimarka, Norveç ve ABD – şu an için bölge üzerinde tasarrufa yetkilidir. Kuzey Çin Denizi ülkeleri ile kıyaslandığında, bu ülkeler birbirleri ile müzakere yapmaya daha istekli olsalar da, ileride anlaşmazlık çıkabileceğine dair işaretler söz konusudur.
Norveç askeri üslerini Arktik Daire içinde bulunan Bodo’ya taşımıştır ve Rusya’nın da, kutup bölgesini korumak için iki askeri birlik kurma planları vardır. Bunlarla birlikte, Kanada bölgede 1.000’den fazla askeri birliğin katıldığı, en büyük askeri tatbikatını gerçekleştirmektedir Kısa bir süre önce, iki petrol ve gaz şirketi, Rusya’nın kuzeyindeki sularda kuyu açmaya başlamak için 2,2 milyar Dolar değerinde bir anlaşma yapmıştır. İki şirket de, 2015 yılına kadar araştırma sondajlarına başlamayı ve her şey planlandığı gibi ilerlerse, önümüzdeki 10 yılın başlarında, üretime geçmeyi planlamaktadır.
İlginizi çekebilir... İSİB, MCE 2026 Fuarı'nda Türk İklimlendirme Sektörünü Başarıyla Temsil Ettiİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği (İSİB), 24 27 Mart 2026 tarihleri arasında Milano'da düzenlenen Mostra Convegno Expocomfort 2026 (MCE) ... Boiler Summit 2026: Karar Vericileri ve Saha Uzmanlarını Bir Araya Getiriyor17-18 Haziran tarihlerinde Makina Hangar'da gerçekleşecek Boiler Summit'te, teknik performans odağında iki gün boyunca alanında uzman isimleri... Balıkesir'de Doğal Gaz Yatırımları Hızla Devam EdiyorBalıkesir'de 2025 yılı boyunca il merkezi ile birlikte 11 ilçede genişleme çalışmalarına devam ettiklerini belirten Aksa Balıkesir Doğalgaz Şirket... |
||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.